Bilkent Prestige Sinemasında Tolga Karaçelik’in Sundance Film Festivali’nde, Dünya Sineması Büyük Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen “Kelebekler” filmini Tolga Karaçelik, Tuğçe Altuğ ve Tolga Tekin‘in katılımıyla izleme şansı yakaladım.

Kelebekler, Kültür Bakanlığından destek alamamış ve Indiegogo’da fonlama desteği kampanyası başlatılmıştı. Tüm maddi zorluklara rağmen Tolga Karaçelik “Sinemacının görevi direnmektir. 99 şey olmaz sinemacının görevi 100. şeyi oldurmaktır,” diyerek filmine devam etti. Altın Portakal’da En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen ödülünü alan “Sarmaşık” filmi 16 salonda kendine yer bulabilmişken bugün “Kelebekler” 25 ilde 74 salonda izleyicisiyle buluşmayı başardı.

Filmin başrollerini Tuğçe Altuğ (Suzan), Bartu Küçükçağlayan (Kenan) ve Ankara Devlet Tiyatrolarında Yastık Adam ve Radyo-yu Hümayun oyunlarında izlediğimiz Tolga Tekin (Cemal) paylaşıyor.

Yazının devamının biraz spoiler içerdiğini bu noktada belirtmem gerek.

30 yıl ayrı kaldıkları ve yıllardır haber almadıkları babaları en büyük abi olan Cemal’i arar ve ondan kardeşleriyle beraber Hasanlar Köyü’ndeki evlerine gelmesini ister. Babaları öyle bir zamanda aramıştır ki üç kardeşin de hayatının yolunda gitmediği bir dönemdir. Cemal Almanya’da yaşayan, uzaya gönderilmediği için grev yapmakta olan bir astronottur. Suzan çocuklarla iletişim kuramayan bir öğretmen olarak çalışmaya devem etmektedir ve sürekli işle ilgili sorunlarını anlatan, kendisini aldattığını bildiği kocasından boşanmaya karar vermiştir. Kenan ise dizilerde rol bulamadığından geçinebilmek için çok da mutlu olmadığı seslendirme işini yapmaktadır.

Belki de sırf bu yüzden, hayatlarının pek de memnun olmadıkları bir döneminden geçtikleri için babalarına gitmekten çok yola çıkmayı kabul ederler. Çünkü yol kaçmaktır, değişmek ve dönüşmektir, dile getirilmeye korkulan soruları sorma cesaretini bulmaktır.

Babalarının çağrısıyla yola çıkan kardeşler köye vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenirler. Babalarının ölümüyle yolun bittiğini düşündükleri anda vasiyetini bulurlar ve bitti sanılan yolda yeni bir sapak başlar. Karakterlerin çözüldüğü asıl yol bu sapakla başlayacaktır.

Kelebekler baştan sona bir yol ve yolculuk hikâyesi sunuyor bize. Karakterlerin çocukluklarından gelen yaralarını sarmaya çalıştıkları, 30 yıldır çözemedikleri aile sorunlarıyla yüzleştikleri, ebeveynlerini, birbirlerini en çok da kendilerini tanımak için çıktıkları bir yolun hikayesi.

Süpernova, kara madde, evrenin oluşumu ile ilgilenen; “ölümden sonra hayat var mı”, “yaşamın amacı ne” sorularının cevaplarını arayan, varoluş sıkıntısı çeken imamı, onu bu düşüncelerden uzaklaştırmaya çalışıp köylülerin beklentisi doğrultusunda görevini yapması için ikna etmeye çalışan muhtarı, barut yedikleri için patlayan tavuklarıyla köy ve üç kardeşin çocuklarında yaşadıkları travma yüzünden büyümüş olmalarına rağmen çocuk kalmış ruhları, filmin absürt mizah kısmını beslemektedir.

Karakterlerin ebeveynleriyle ilgili sorunları, cevaplanmamış soruları film ilerledikçe kardeşlerin birbiriyle olan ilişkisine yönelmektedir. Tüm film boyunca ara ara kendini hissettiren bu kardeşler arası çatışma babalarının defin işleminin yarıda kalmasıyla en şiddetli halini alır. 30 yıl boyunca birbirlerine söyleyemedikleri içlerinde kalmış soruları, safça biriktirdikleri kini kusarak bunlarla yüzleşerek ve hepsini babalarının mezarına koyarak mezarı kapatırlar. Annelerinin ölümüyle başlayan ayrılık babalarının ölümüyle sonlanmış gibidir.

Konu, bakıldığında sıklıkla işlenilen ‘aile’ meselesi üzerinde durduğu izlenimini uyandırabilir fakat Tolga Karaçelik’in ellerinde hikaye öyle bir hal almış ki kendine özgü anlatım biçimiyle,  hiçbir sahnenin ve diyaloğun tesadüfi olmamasıyla mükemmel bir film ortaya çıkmış.

Gişe Memuru filmine yaptığı göndermeleriyle, Suzan’ın birlikte bir fotoğrafımız bile yok serzenişine cevaben Tolga Karaçelik film boyunca sıklıkla üç karakteri aynı kadraja sokmasıyla, yağmayan yağmur – gelmeyen kelebekleri kelebekli su bardağıyla imgeleştirmesiyle, baştan sona ince ince işlenen film izleyenleri etkisi altına alıyor.

Gelelim filmin müziklerine, Sarmaşık‘da olduğu gibi Kelebekler‘in müzikleri de Ahmet Kenan Bilgiç’e emanet edilmiş. Filmle birebir örtüşen bestelerin yanı sıra kullanılan eski şarkıların seçimi de oldukça yerinde olmuş. Sarmaşık filmini izledikten sonra uzun süre Cem Karaca’nın “Deniz Üstü Köpürür” şarkısına bağlananlar bu filmden sonra da Nazan Öncel’in “Gidelim Buralardan” şarkısına sarılacaktır.

Kelebekler filmi boyunca çokça güleceğinizi garantileyebilirim fakat filmden çıktıktan sonra içinize oturan acının sırtınıza binen yükün uzun süre sizi terk etmeyeceğini de söylemem gerek. Bir kere izlemekle asla yetinemeyeceksiniz. Çarpılacak, sarsılacak, üzerine hem uzun uzun konuşmak hem de saatlerce sessizce kabuğunuza çekilmek isteyeceksiniz.

İyi seyirler.

Film müzikleri için, Spotify
Fragman için, Youtube

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here