Bundan yaklaşık  13 yıl öncesine gitmek istiyorum.
Ulus civarındayız, Büyükşehir Belediyesi meclis binası içerisinde hummalı bir kalabalık var. Ne mi bu?
Ankara  Büyükşehir Belediyesi 9.Dönem Çocuk Meclisi seçimleri.

Afişler asılmış, şekerler dağıtılıyor.
Hayvanat bahçesi gezisi vaatlerinden tutun da teneffüs saatleri uygulamalarına kadar her konu konuşuluyor.
Büyük toplantı salonunda sandıklar kurulmuş. Listeler hazır.  2. tur oylamalar ve kabine de hazır. Çok ciddi ve genel seçimlerin neredeyse aynısı olan bir seçim bu küçükler arasında gerçekleşiyor.

Abdi İpekçi’nin ellerine selam ederek ilerlerken Sıhhıye pazarının köşesini döndüğümüzde karşımıza çıkan ve anlamsız bakışlarımıza maruz kalan bu bina Çocuk Meclisi’nin merkez binası.

Benim de içerisinde bulunduğum bu meclis Türkiye’nin ilk çocuk meclisi. ”23 Nisan 1995 tarihinde kurulmuş olan Çocuk Meclisi, Ankara’da yaşayan çocukların,  problemlerini, taleplerini özgürce ifade etmeleri, yaşadıkları kentle ilgili alınacak kararlarda söz sahibi olmaları, çözüm önerileri geliştirmeleri hedefiyle, kendi oylarıyla seçme ve seçilme deneyimini yaşayan, demokrasi kültürünü özümsemiş geleceğe güvenle bakan yeni nesiler yetiştirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.”*Aldığı kararlar ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Kurulu’na sunulmak üzere önergeler hazırlayan ve genel kurulda bu tavsiye kararlar ile gündem oluşturan meclisimiz, çocuklara temsili demokrasi modelinin nasıl ilerlediğini gözlemleme imkanı sunarak da güzel bir deneyim oluşturuyor.

Günümüz sivil toplum kuruluşlarının lobi faaliyetlerinin temsiliyetini yaşatan çocuk meclisi içerisinde farklı komisyonlar ve bu komisyonlara bağlı çalışma grupları var. Bu komisyonlara Ankara Büyük Şehir Belediyesi aracılığı ile sorumluluk üstlenmiş öğretmenler eşlik ediyor ve tabi biraz da yönlendiriyor. 9-13 yaş aralığındaki çocukların oluşturduğu bu meclisin kararlarında, çokça gezi, ziyaret ve ”bir çocuk böyle bir konuyu nasıl da düşünüp dert etmiş helal olsun(!)” dedirtecek kararlar var.

Kültür-Sanat, Eğitim, Çevre-Sağlık, Spor, Çocuk Hakları, Barış-Kardeşlik, Yardımlaşma ve Basın Yayın Komisyonları gibi komisyonlar ile bu konulara yönelik çalışmalarda bulunan Çocuk Meclisi’nin 150 asil, 150 yedek üyesi, 30 a yakın olarak da ”engelli, suça eğilimli, korunmaya muhtaç ve çalışan çocuk”* bulunuyor.

Ayrıca meclis üyelerinin Ankaralı hiçbir çocuğun tadına varamadığı büyük bir ayrıcalıkları da var. Seçimler tamamlanıp kadro belli olduktan sonra yapılan bir törende; dünyadaki hiçbir çocuğun yaşamadığı bir deneyim bu çocuklarımıza yaşatılıyor: Kendimi bildim bileli Ankara Büyük Şehir Belediye başkanı olan Melih Gökçek’in elinden mazbata alma ayrıcalığı.

İçerisinde bulunduğum dönemde dünya üzerinde ilk ve tek olduğu ifade edilen  bu meclis; bolca geziler yapan, ayda  bir genel meclis kurulu ve komisyon toplantıları düzenleyen; aynı zamanda da Kıbrıs Avrupa Birliği’ne girerken yavru vatanlılar da AB’ye girmeli mi girmemeli mi gibisine ciddi ve politik konuları konuşan, üyelerin canlı yayınlara da davet edildiği deneyimler yaşatmıştır.

Hala görüştüğüm ve farklı mecralarda tekrar tekrar karşılaştığım 9. Dönem Çocuk Meclisi üyesi arkadaşlarıma dönüp baktığımda, her birinin kendini ifade edebilen, ne istediğini bilen ve güncel gelişmelere sessiz kalmayan insanlar olduğunu gözlemliyorum.

Ve sonra sorguluyorum.

Acaba böyle bir ortamda olmuş olmak çocuğu kendini ifade etmekte etkili bir hale mi getiriyor; yoksa zaten kendini ifade edebilen çocuklar mı böyle ortamlarda bulunuyor?

Sorum buralarda cevapsız kala dursun;

Demokrasinin her türlüsünün güzel olduğu ülkemizde; çocuk istismarları, işçilikleri, tecavüzleri ve kalan her şey yerin dibine batarken; güzel Ankaramızda çocuklarımızın sadece sesleri duyulsun.

*Kaynak: http://cocukmeclisi.ankara.bel.tr/

 

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here