Fadik Sevin Atasoy’un yazdığı ve oynadığı Muse 90401: Bir Esin Perisi Davası 8 Mart 2015’te Edgemar Center For Arts Tiyatrosu’nda İngilizce olarak yapılan dünya prömiyerinin ardından geçtiğimiz sezon Erdal Beşikçioğlu yönetmenliğinde Tatbikat Sahnesi’nde hayat buldu. Edinburgh Fringe Festivali’nde büyük ilgi gören oyun aynı zamanda “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Oyun” ve “En İyi Metin Yazarı” olmak üzere 3 dalda ödüle aday gösterildi. Kendisini “Kadına rol yazılmıyor diye üzülmeyi bıraktım. Kolları sıvadım, işin mutfağına girdim,” cümleleriyle ifade eden Atasoy, sesi ve danslarıyla izleyenleri büyülüyor ve Sanat Gezegeni’nde 70 dakikalık muhteşem bir performans ortaya koyuyor.

Mitolojik bir efsaneye göre tanrıların kralı Zeus, bellek tanrıçası Mnemosyne ile üst üste dokuz gece birlikte olur.  Bu dokuz gecenin her birinden ayrı bir muse yani esin ve sanat perisi doğar. Zeus’un bu dokuz kızı ise Kalliope (epik şiirin ve destanların esin perisi), Kleio (tarihi şiirlerin esin perisi), Urania (gökbilim ve astrolojinin esin perisi), Thalia (komedi ve pastoral şiirin esin perisi), Melpomene (tragedyanın esin perisi), Polyhymnia (dini şiir ve ilahilerin esin perisi), Erato (aşkın ve erotizmin esin perisi), Euterpe (müziğin esin perisi), Terpsikhore (koro şarkıları ve dansın esin perisi) olarak adlandırılır.

Zeus’un muse olarak adlandırılan dokuz kızı binlerce yıldır yazarlara, şairlere, ressamlara ilham vermeye devam eder. Bugün bile başucu kitaplarımızın çoğunda, saatlerce bakmaktan kendimizi alıkoyamadığımız bir tabloda, duyduğumuz bir ezgide onların izine rastlarız. Homer’in ünlü eserleri İlyada ve Odysseia’yı yazarken kulağına fısıldayanın Kalliope olduğu rivayet edilir.

Bizim hikâyemizin kahramanı olan Muse 90401 ise eserlerini yaratma sürecinde olan ustalara ilham vermek için Sanat Gezegeni’nden Dünya’ya gönderilen ve insan olma hayali kuran bir esin perisidir. Muse 90401, ilham verdiği ustalarca eserlerinin sonlarını değiştirmeye çalıştığı için Sanat Gezegeni mahkemesine şikâyet edilmiştir. Oyunda Muse’un savunmasını dinlerken kendimizi sanatın ünlü isimlerinin cinsiyetçi yaklaşımlarını sorgularken buluyoruz.

Muse’un içine dünyaları sığdırdığı küçük bavulundan önce kırmızı bir pelerin çıkıyor. Hepimizin cesaretine ve tutkusuna hayran olduğu Anna Karenina beliriyor zihnimizde birden. Hafızalarımıza kazınan trajik sonuna adım adım yürüyüşünü izliyoruz. Sonrası bir isyan, belki de Anna’nın kendisine yazılmış bu sona itirazı. “Onu ölüme iten şartları ortadan kaldırıp bağımsız ve mutlu bir kadın olarak bitirebilirsin bu romanı,” diye fısıldıyor Muse 90401, Tolstoy’un kulağına.

Mahkeme Shakespeare davası diyor bu sefer, Muse 90401’in gözleri hiç olmadığı kadar canlı: Nasıl olur da matematik dâhisi, dokuz dil bilen, tarihin en ünlü kadın yöneticilerinden biri sadece dişiliği ile anlatılmıştır? Esin perimiz esere karşı çıkışının öyküsünü anlatırken doğunun ve batının birbirlerine yaklaşımlarını da eleştiriyor aynı zamanda. Leonardo Da Vinci davasına sürükleniyoruz ardından ama kendisi mahkemenin huzurunda değil, o derece sinirli Muse 90401’e. Mona Lisa’nın öyküsü, tablosunu bir kez olsun göremeyişi ve o çerçevenin içinde hiç sonlanmayacak hayatının oradan oraya sürüklenişini dinliyoruz.

Tek kişilik müzikal bir oyun olan Muse 90401: Bir Esin Perisi Davası’nda Fadik Sevin Atasoy’a piyanoda Murat Köselioğlu eşlik ediyor. Orijinal müziklerini, birçok film ve dizi müziğinin de yaratıcısı olan Emir Işılay’ın yaptığı oyunda, koreografiler Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından Bahar Keleş tarafından oluşturulmuş.

Yunan filozofu Platon’un, Lesbos’lu kadın şair Sappho’yu “onuncu muse” olarak adlandırmasının ardından, “onuncu esin perisi” önemli kadın şairler için günümüzde de kullanılan bir iltifat olmuştur. Onuncu esin perimiz Fadik Sevin Atasoy’un 1 ve 2 Kasım’da Tatbikat Sahne’de seyirci karşısına çıkacak oyunu Muse 90401 Bir Esin Perisi Davası’nı mutlaka izlemelisiniz.

Kübranur Sözen

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here