Menu Kapat
Kapat

Seda Türkmen’le ‘Kutsal’ üzerine: Bağlarımız kutsal mı yoksa birer dayatma mı?

Ankara Havası
Getting your Trinity Audio player ready...
Okuma Modu

Toplumun “kutsal” diye işaret ettiği kavramlar gerçekten dokunulmaz mı yoksa en çok onların içi mi boşaltılıyor? Seda Türkmen, Kutsal oyunuyla tam da bu sorunun ortasına cesurca dalıyor. Annelik, kadınlık ve birey olma hâli arasında sıkışan bir karakter üzerinden ilerleyen oyun; seyirciyi rahatsız etmekten çok, zaten içinde yaşadığı gerçeklikle yan yana getiriyor. Seda Türkmen’le yaptığımız bu söyleşide, hem oyunun katmanlarını hem de “kutsal” kavramının görünmeyen yüzünü konuşuyoruz.

Seda nasılsın? Bu aralar ruh halini hangi şarkı ve kitap alıntısı özetler?

Johann Hari’nin Kaybolan Bağlar kitabında sorulan sorudayım. Diyor ki, “Biz yanlış soruyoruz. Kafanın içinde ne var, diye soruyoruz. Halbuki doğru soru şu: Kafan neyin içinde?” Kafamın içinde olduğu “şey” sebebiyle kendimi pek iyi hissettiğim söylenemez fakat kolektife güveniyorum. Umarım içinde olduğumuz şeyi sağlığına kavuşturacağız.

Seninle bugün Kutsal üzerine konuşmak istedim. Hatta öncelikle kutsallık kavramı üzerine. Anneliğin kutsallığı hakkında ne düşünüyorsun? Sence bu oyunda “kutsal” olan ne?

Oyun, toplum tarafından bize dayatılan “kutsal” olanın, yine aynı toplum tarafından nasıl hiçe sayıldığını gösteriyor. Anne olana “cennet” vadediyor ama aynı anneyi kendi kurallarıyla ayaklar altına alıyor. Her bebek doğuran, evet, annedir ama her bebek doğuran kutsal mıdır? Kutsallık hak mı edilmelidir?

Bilmiyorum, bu soruları ben de soruyorum. Benim fikrim ise şu; kutsal olan, anne ve çocuk arasındaki o müthiş görünmez bağ. Dokunulmaz ve sorgulanamaz olan tek şey. Oyunda da hayatta da…

Metin, okuduğun anda sende nasıl bir his bıraktı? Sana bu projeye “evet” dedirten neydi?

Perişan oldum. Nina’ya üzüldüğüm için değil, önce sisteme öfkelendiğim için. Oyundan etkilenmen için illa bir çocuk doğurmuş olman gerekmiyor. Ben önce evlat olmak üzerinden okudum metni. Bugün bu oyunun sonucu olarak “annemi daha iyi anlıyorum” diyorum. Oyunla temas ettikçe aslında onun “önce insan” olma haliyle daha çok ilgilenir oldum.

“Biz bu oyundan seyirciyle el ele çıkıyoruz”

Kutsal ne anlatıyor? Bana biraz oyundan bahseder misin?

Oyun aslında birçok yerden okunabilir. Benim en çok ilgilendiğim yeri ise toplum tarafından sadece annelik kimliğiyle var edilen ve bunun üzerinden baskılanan bir kadının yine aynı toplum tarafından o kimliğinin de elinden alındığı bir kabus.

Ebeveynlerin, özellikle annelerin empati yapabildiği başarılı bir iş. Metin, seyirciyi rahatsız eden mi yoksa yüzleştiren bir yerden mi konuşuyor?

Seyirci rahatsız olmuyor ve şöyle diyeyim aslında yüzleşmiyor da. Çünkü özellikle kadınlardan bahsediyorum zaten en büyük mücadeleleri bu. Her gün bu baskıya uyanıyorlar. Her gün neyi, nasıl yanlış yaptıkları üzerinden suçlanıyor, her gün sevdikleriyle tehdit ediliyor, her gün yargılanıyorlar. İşin daha sinir bozucu yanı ise bunun hakkında tek kelime dahi edemiyorlar çünkü “ayıp!” Biz bu oyundan seyirciyle el ele çıkıyoruz. Seyirci anlaşılmanın, yalnız olmadığının ferahlığı ve daha kolektif olmak ve susmamak gerektiğinin farkındalığıyla çıkıyor.

Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiğini çok merak ediyorum. Nelerden beslendin? Seni duygusal yük mü daha çok zorladı yoksa metnin dinamizmi mi?

Duygu ve beden aslında birbirinden bağımsız değil. Doğru noktaya değindiğinde, söylediğin kelimeyi gerçekten anladığında, neye temas etmek istediğine karar verdiğinde aslında günün sonunda büyük haz alıyorsun. Bir şeyin gerçekleşme halini gerçeğe en yakın şekilde savunduğunda ve bunu neden yaptığını tüm samimiyetinle anlattığında zaten oyunun kendisi oluyorsun. Bunun içinde parçalara ayrılmak da var, tüm organlarının yer değiştirmiş olduğu hissi de. Fakat bittiğinde tekrar Seda ve tek parçasın.

Kutsal, bugünün seyircisine ne söylüyor sence?

Yalnız değilsin.

“Kadın, en yüksek ve en kudretli haliyle var ve direnmeye devam edecek”

Sana bu oyun kişisel olarak ne öğretti? Ve seyircilerin salondan ayrılırken hangi duyguyla ayrılmasını istersin?

Sanırım bu sistem ve üzerimizde yarattığı bu korkunç baskı, bizi sindiremese de hepimizin aklıyla ve sağlığıyla oynamaya çalışıyor. Biz direndikçe daha çok saçmalıyor. Kadın, en yüksek ve en kudretli haliyle var ve direnmeye devam edecek. Kaç kimliği olursa olsun, ister eş ister anne ister ister evlat, önce kendine sahip çıkmalı ve kendini anlamalı. Ve bu anlama haliyle kolektif olmalı. Seyircinin hem en vahşi hem de en şefkatli yanını yan yana koyabildiği bir yerde kalmasını diliyorum.

9 Nisan’da Ankara MEB Şura Sahnesi’nde seyirciyle buluşacaksınız. Ankara seyircisi senin gözünde nasıldır?

Ankara seyircisi en güvendiğim ama aynı zamanda en çekindiğim seyirci. Yalan söylersen anlar, ambalaj sevmez, gerçekle ilgilenir. Bu yüzden iyi ya da kötü nasıl bir yorum gelirse gelsin, başımın üstündeler.

Sezonda 200’den fazla oyun var. Neden Kutsal’a gelsinler?

Mümkünse gidebildikleri her oyuna gitsinler. Maalesef özellikle İstanbul’da tiyatro biletleri kapitalin kurbanı olmak üzere. Özellikle küçük sahnelerin ve gezici tiyatroların seyirciye çok ihtiyacı var. Kutsal’a gelmek için bence çok sebepleri var ama bu durumda kendimizi ön plana çıkaramayacağım. Seyirciye her yerde ve herkesin ihtiyacı var.

Son olarak, neredeyse 20 yıldır sektörün içindesin. Bu mesleği yapmak isteyenler için bir önerin var mı?

Mesleği gerçekten anlamalarını isterim. Küçücük bir şeyi gerçekten anlamak, hakkını vermek büyük özveri ve emek ister. Tiyatro için de aynı şeyi söyleyebilirim. Bir yaşama biçimi olarak tiyatro, büyük sorumluluk. Bunun farkında olmalarını ve bunu bir şov ya da bir eğlenceye dönüştürmeden bilinç ve sorumluluk alarak sahiplenmelerini dilerim.

Ankara Havası

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.