Menu Kapat
Kapat

Sezgisel izleme güncesinde şubat: Dying for Sex, Hamnet, Love Story ve dahası

Ankara Havası
Getting your Trinity Audio player ready...
Okuma Modu

Bu ayın güncesinde; bir ciğer söken mini dizi, bir yetişkin animasyonu, biri şaşırtan biri hayal kırıklığı içeren iki Oscar adayı film, bir toksik aşk hikayesi, (durun kaçmayın Masumiyet Müzesi değil valla), bir Kuzey İrlanda aksanına doyuracak bir İngiliz absürd komedisi ve son olarak underrated bir dizi bonusu var.

Jenny Slate and Rob Delaney on the humor and heart of “Dying for Sex”

Ciğerimiz kalmamıştır: “Dying For Sex”

Ben bunun afişine baktım bir de kısacık IMDB konusuna, dedim ki bu tam benlik gibi ama dur bakalım umarım fazla dağılmam. En fazla ne olabilir, dizi dünyası geyiktir, eğlencedir.

Metastatik meme kanseri teşhisi konan bir kadın, ölümünden önce kendisini ve cinselliğini keşfetmek için 15 yıllık evliliğini sonlandırır. Ama ne keşif! Hiç böyle bir şey izlemedim daha önce, neden olmasın dedim ve başladım.

Sesli gülmeler eşliğinde izlemeye başladığım dizi beni boğdu boğdu duvara attı, çığlıklar yardım çığlıkları. Yanlış anlaşılmasın, zerre pişman değilim, dizi öyle iyiydi ki!

Dostluk kavramının kafamda yıkılıp yeniden kurulduğu ve Nikki karakterine hayran kaldığım inanılmaz bir dizi. Sürekli sorguladım kendimi acaba ben Nikki gibi yapabilir miydim diye. Diğer yandan Molly’nin bir çocukluk travmasının, üzerinde bıraktığı o kalıcı etkinin bambaşka yerlerden çıkıyor olması, hala aklıma geldikçe kalbimi paramparça ediyor.

Dizi, adından da anladığınız üzere bolca seks sahnesi içeriyor. Önce sesli güldürüp sonra boğaz inmeli ağlatıyor. Empati kurduğunuz anda da sizi yirmi sekiz yerinizden bıçaklıyor. Hele o son bölümler! Fena ki fena.

Çok sığ bir yerden, biraz seksi ve komik bir şeyler izleyip kafamı dağıtayım diye başladığım diziden dağılmış bir şekilde çıktım ve öyle içime işledi ki bazı sahneleri, hem hala gülümsüyorum hem de hala gözlerim doluyor.

Üzerine çokça şey yazılabilecek, izleyenle uzun uzun sohbet etmek isteyeceğim, kadınların çok farklı yerlerden bağ kurabileceğine inandığım, yer yer rahatsız eden, gerçek bir hikayeden esinlenilmiş, 8 Mart’a da yaklaşmışken güzel bir kız kardeşlik hikayesi de anlatan, 30’ar dakikadan oluşan sekiz bölümlük çok iyi bir mini dizi.

HBO Max, Türkiye'nin ilk yetişkin animasyon dizisi 'Feride'den yeni bir tanıtımını yayınladı! - Diziler.com

Yetişkin çizgi dizisinde de ağlamazsın be! “Feride”

Feride karakterine öyle çok güldüm öyle çok güldüm ki! Absürdlüğü, at kuyruğu, umursamazlığı, sessizliği, agresifliği, İsmet’i, Pınar’ı, Kuzeydoğu Bey’i, kız kardeşleri ve ah o babası! Hepsini ayrı ayrı kucakladım. Neden bilmiyorum ama bana Sıdıka dizisini hatırlattı biraz da. Ne güzel diziydi.

Kısa kısa skeçlerden oluşan bölümleriyle ilk sezon bittiği gibi diziyi başa sarıp tekrar izledim. O da yetmedi sosyal medyadaki kısa videolarına düştüm. 20 dakikalık sekiz bölümüyle özellikle yemek yerken inanılmaz keyif alacağınıza eminim. Feride’nin donuk erkek sesiyle seslendirilmesine alışmanız zaman alacak ama alıştığınızda normaliniz bu olacak. Feride’yi dizinin yaratıcısı yani çizeri Emir Sağlam seslendiriyor. O küçük kırmızı oyuncak araban hala aklımın köşesinde Feride, ikinci sezonunu heyecanla bekliyorum.

Hamnet'i İzlemeden Önce: Sinemaseverleri Ne Bekliyor?

Boşa sabote etmişim kendimi: “Hamnet”

Durağan sanat filmlerini izlemekten yorulan ve bunalan bir insan olarak söylemek isterim ki evet, insanlar haklıymış, Hamnet gerçekten çok iyiymiş demeye geldim.

Siz de benim gibi, çok övüldüğü için bir içeriği gözünde büyüten ve izlemek için sürekli doğru zamanı bekleyen, kafanızda kurduğunuz mükemmel zamanlama bir türlü gelmedikçe izlemekten imtina eden ve sonunda izleyemeden vedalaşan insanlardan mısınız? Bu film de o filmlerinizden biriyse hemen gidip bir sinema bileti alıyorsunuz ve bu döngüyü kırıyorsunuz.

Ben öyle yaptım. Tam üç kere bu filme bilet aldım, ikisinde kendimi sabote ettim ve iptal ettim. Sonunda ay bitmeden izlemeyi başardım ve ben de Hamnet övenler arasında yerimi aldım.

Basitçe özetlemek gerekirse; filmin görselleri, renk paleti mükemmel, müzikleri harika, çocuk oyuncuları efsaneler yaratmış, Jessie Buckley’e Oscar’ı şimdiden helali hoş olsun, Paul Mescal yine benzer şekilde şiir gibi oynamış. İşte oyunculuk bu diyorsunuz izlerken. Hatta William’ın (Paul Mescal) gecenin bir yarısı yazamadığı için bir sinir krizimsi, panik atağımsı geçirdiği bir an var filmde, o an adamın acısını içimde yaşadım, öyle güzel canlandırmış. Agnes’in vahşiliği ve kararlılığından etkilenmemek zaten mümkün değil.

Finale doğru tiyatro sahnesinin uzaması beni biraz yorsa da filmden gözümü alamadım ve resmen iki saat boyunca mest olarak izledim.

Marty Supreme"in İlham Kaynağı Olan Efsanevi Sporcu Kim? - Haberler - Beyazperde.com

Bir hayal kırıklığı: “Marty Supreme”

O kadar çok övüldü ve PR’ı yapıldı ki Timothee Chalamet’in Oscar almasına kesin gözüyle bakılmaya başlandı. Kaldı ki çok güzel oynamış, ona asla lafım yok.

Filmin bir an bile düşmeyen, kimilerini izlerken yoracak ve bunaltacak temposunu ben sevdim. The Bear dizisindeki gibi bir kaos ve bağırış çağırış var, sürekli bir şeyler oluyor filmde. Marty inanılmaz hırslı bir genç adam ve amaçları uğruna yapamayacağı şey yok.

Benim sorunum sanırım Marty’le bağ kuramamak. Başarılı olmasını isteyemedim çünkü herif öyle kibirli, öyle manipülatif, narsist ve egoist ki! Tüm sevmediğim özellikler üzerinde toplanmış, nasıl isterim ki hayalleri gerçek olsun? Film boyu kendi amaçları yani bencilliği için herkesi nasıl gözden çıkarabileceğini görüyoruz.

Özetle, reels ve TikTok videosu kaydırmaya alışmış bünyelere temposuyla ilaç gibi gelecek, dikkati kendinde tutacak bir film. Asla kötü diyemem ama o kadar övülmesini de anlayabilmiş değilim. En iyi film Oscar’ını alırsa içim bir burulur.

Ayrıca o bal sahnesine gerek var mıydı ya valla hayattan soğudum.

How to get to Heaven from Belfast coming to Netflix next year

Absürd komedi ve gizem için Kuzey İrlanda’ya gidiyoruz: “How to Get to Heaven from Belfast”

Derry Girls’ün yaratıcısı Lisa McGee’nin yeni dizisi hem absürd mizah hem de gizem arayanlar için ilaç gibi bir çerezlik dizi. Yemek yerken ne izlesem diyenler için aktığını söyleyebilirim. Öyle çok mantık aramayıp diziye kendinizi bırakmanız lazım çünkü ciddi kalabilen, mantık aranacak bir dizi değil.

Aldıkları mektuplar sayesinde yıllar sonra bir araya gelen üç liseden arkadaş, gruplarının dördüncü üyesinin cenazesinde buluşuyor. Ancak sonrasında her şey kontrollerinden çıkıyor ve bu ölümün arkasındaki sır perdesine kendilerini kaptırıyorlar. Geçmişlerinde herkesten gizledikleri bir olaya dair anılar da bir bir ortaya dökülmeye başlıyor.

Yer yer sesli güldüğüm bazen de uzatmışlar dediğim bir dizi. Altı bölümde bitirilseydi daha etkileyici olabilirdi ama karakterler çok komik ve bazı şeyler aşırı saçma olduğundan izlemeyi de bırakamadım. Dizinin müzik seçimleri de ayrı yakaladı beni. Finalde de ikinci sezona göz kırparak bitirdi. Bakalım onay alacak mı?

Bunu seven Derry Girls’ü de sever ya da tam tersi.

Sarah Pidgeon and Paul Kelly, Love Story

Eleştirilerin ardından gelen sürpriz: “Love Story”

American Horror Story ve American Crime Story serileri, Monster (Dahmer), The Watcher, Ratched ve hatta biraz daha eskilere gidersek Nip/Tuck’la gönlüme taht kuran Ryan Murphy’nin yaratıcısı/yapımcısı olduğu diziler varken son işlerinden The Beauty’e merakla başlayıp yarıda bırakmak zorunda kaldım. Başkası yerine uyandık yine çok şükür, öyle kötüydü ki.

Ne yaptın be Ryancığım derken Love Story: John F. Kennedy Jr. & Carolyn Bessette bütün ihtişamıyla geldi. Bir cumartesi günü başlayıp, yayımlanan beş bölümünü üst üste izledim. İşte sürpriz böyle olur. Beklentiyi düşür düşür sonra hiç beklemezken yakala bizi.

90’lar New York’una hayran olanlar toplaşın. Atmosferi, kıyafetleri, müzikleriyle gönlünüze taht kuracak ilaç gibi bir dizi geldi. Hikayenin gerçek olması ve cast‘ının bu denli başarılı olması hayatımda daha önce hiç merak etmediğim bir çift hakkında kendimi araştırma yaparken bulmama sebep oldu.

John F. Kennedy Jr. ve Carolyn Bessette’ın toksik aşkını izliyoruz bu dizide. 90’lar magazininin gündeminde olan ve adım adım izlenen çiftin başından geçenler, aşkları, tutkuları, kavgaları, ayrılıkları, dedikoduları ve talihsizlikleri her şey var.

JFK Jr’ı oynayan Paul Anthony Kelly’e övgüler diziliyor. Haklılar da maşallahı var kendisinin ama benim hayranlığım Carolyn’i canlandıran Sarah Pidgeon’a oldu. Styling mükemmel, minimal siyah elbiseler böyle mi yakışır, bu asalet nereden geliyor hanfendi? Bayıldım. Carolyn gerçekten de minimal, zarif yani clean girl stiliyle 90’lar moda anlayışında da ikon haline gelmiş zamanında. Konuyu sevenler diziye bir şans versin, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Tiny Beautiful Things' Review: Kathryn Hahn's Poignant Hulu Series

Underrated dizi bonusu: “Tiny Beautiful Things”

Yazıyı yazarken aklımda Challengers filminden bahsetmek vardı. Bu filme de biraz geç kaldım izlemek için ama onu öveyim diyordum ki vazgeçtim. İzlemeyeniniz kaldıysa yine izlesin Challengers’ı.

Ama hazır Love Story dizisi sayesinde Sarah Pidgeon andıysak kendisinin oynadığı 2023 yapımı Tiny Beautiful Things dizisine de değinmeden geçmek istemedim.

Buraya bir uyarı ekliyorum: Annesini yeni kaybeden arkadaşlarımızın izlemesi fazla tetikleyici olabilir. Çünkü epey vurucu bir dizi bu.

Neden bu kadar az konuşuldu kendi döneminde asla anlam veremedim ya da konuşuldu da ben mi kaçırdım bilemiyorum ama gerçekten çok iyi bir mini dizi.

Baş karakter Clare, 50’li yaşlarına yaklaşmış ve parçalanmak üzere bir evliliği olan bir kadın. Kendisinin en büyük hayali, başarılı biri yazar olmaksa da bu treni kaçırdığını düşünüyor.

Genç yaşta trajik bir şekilde annesini kaybeden ve bu acıyla yüzleşmeye çalışırken kaybolan Clare’in sekiz bölümde gençliği ve şimdiki hali arasında yaşadıklarını flashbackler eşliğinde izliyoruz. Ve bir gün bir gazetenin Güzin Abla (Dear Sugar) köşesi kıvamındaki bir yere yazdığı cevapla hikayesi değişmeye başlıyor.

2023’ün haziran ayında bir günde başlayıp sekiz bölüm üst üste izlediğim bu diziye 9/10 puan verip şöyle bir not düşmüşüm: “Bu diziyi herkes sevemez gibi geliyor ama benim gibi bu diziyle kalpten bağ kuranlarla çok iyi anlaşırmışım hissi bende baki.”

Pusula Banner

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.