Enerjik, dinamik, eğlenceli, yepyeni ve yeni nesil alternatif Birileri’ni, 24 Ocak 2018 Çarşamba günü Hayal Kahvesi sahnesinde dinlemeden hemen önce bizler; kim bu Birileri öğrenelim istedik. Röportaj serimizin en genç üyeleriyle oldukça samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

”Paralel bir evrende hala bulutlar üzerinde olma olasılığımıza dair” isimli şarkınız çok beğenildi, hatta şarkıyı bir ritüel haline getirip sürekli dinleyen insanlar var. Şu sıralar çok popüler olan paralel evren mevzunu bir de sizlerden dinlemek isteriz… Merak ediyoruz yaşadığınız evrendeki Birileriyle, paralel evrendeki Birilerini kıyaslayabilir misiniz? Sahiden bulutlar üzerinde olma olasılığınız nedir sizce?

(Jan) Aslında bu bayağı delice bir teori. Yani burada elimi kaldırdığım ama orada kaldırmadığım ya da bu cümleyi kurarken kullandığım bir kelimenin yerini diğerinde bir başkasının aldığı gibi sayısız farklı senaryonun gerçekliğe dönüştüğü sonsuz sayıda evrenin varlığının mümkün olduğunu savunan bir teori. Yani şayet bu teori doğruysa bu kadar çok olasılığın içinde bulutlar üzerinde olduğumuz bir evren de olmalı hâliyle.

Yani bu şarkıyı yazarken o evreni hayal ederek mi yazdınız?

(Jan) Şarkıyı yazmaya başladığımda (şarkı söyleyerek devam ediyor) ”Uzaklarda bir yerlerdeeee…” diye başladım, sonra en uzak neresi olabilir diye düşündüm, “paraleeel bir evrende” çıkıverdi ağzımdan, öyle devam etti.

Artık ”Üçüncü Yeniler” olarak tanımlanan bir akım içinde görünüyorsunuz. Yeni nesil müzik dinleyicilerinin günlük rutinlerine, post modern dertlerine ve bulunduğumuz kuşağın ruh haline temas ediyorsunuz. Sizin de içinde olduğunuz bu nesli ve müzik anlayışını nasıl buluyorsunuz?

(Baturalp) Üçüncü yeni ya da türevi şeyleri çok saçma söylemler olarak buluyorum. Popüler kültürün içinde sürüklendiğimizi hissediyorum ben. İnsanlar sizi bir gün çok seviyor ve ertesi hafta sizden nefret ediyor olabilir, unutmuş olabilir çünkü sadece popüler kültürün içinde harmanlanan bir takım sevdikleri şeyler oluyor sonra başka bir şeyi seviyorlar ve tüketiyorlar. Olay bu.
Spotify listesinde gördük ilk biz bu üçüncü yeniler ismini. Bu isimde bir listeye bizleri ve başka diğer grupları koydular. Biz bu işe başladığımızda ”Dur abi şöyle bi akım varmış biz de buradan yürüyelim.” falan gibi bir mantalite ile girmedik. Biz sadece kendi hoşlandığımız şeyi yaptık. Şarkıları yayınladıktan sonra insanlar bir şekilde o ismi verdikleri bu akıma yakıştırdılar bizi. Akıma dahil görülen ama yaptıkları müziğin bizimkiyle uzaktan yakından alakası olmayan gruplar da var. İnsanların daha çok sahiplenmesine sebep olacaksa tamam, güzel ama biz çok da takılmıyoruz açıkçası bu “hadi bu akıma da şu ismi verelim”, meselesine.

Sizin yaptığınız müzikle bireysel müziklerinizin arasında fark var mı peki?

Grup içinde çatışmalarımız olmuyor, tam aksine bizlere özgünlük katan şeyin farklı tatlardan beslenmemiz olduğunu düşünüyoruz biz. Çağdaş ile Baturalp caz bölümü okuyorlar, onların o anlamda büyük bir birikimleri var. Birbirimizin aklına gelmeyecek şeyleri harmanladığımızda güzel bir nüans yaratıyoruz.

Alternatif işler yapan, alternatif ”Birileri” olarak, alternatif bir hayat hayaliniz var mı? Bir ”Birileri” ütopyanız var mı?

(Baturalp) Güzel soru… Gruptaki herkesin aslında ”Birileri” konsepti dışında bireysel ütopyaları var. Daha çok ürettiği, bambaşka ürettiği bir dünyası var herkesin… Bu üretme durumunu illa müzikle değil de mesela üzüm bağlarım olsun, şarap üreteyim, yalın ayak gezeyim toprağın üstünde gibi hayallere de değiyor.

Birileri olarak ise grubun sürekliliğini koruması ve ütopik müzik üretebilme gibi bir ütopyamız var. Hatta bundan yıllar sonra bu işi yapmaya devam edebilelim, tüketmeyelim, tükettirmeyelim, kalıcı olalım…

Kalorifer Peteği şarkınızda; ”Reklamlardan sıkıldım televizyon kötü bir fikirdi.” diyorsunuz. Şarkı sözlerinizin arasında kent kültürüne dair bir dokundurma hissediyoruz. Peki nedir sizce kent kültürünün vaziyeti hali?

(Jan) Aslında kent kültüründen ziyade insanın evinde geçirdiği bir rutini yansıtıyordum ben oradaki sözlerle. Hani herkesin bir tembel günü olur ya işte o günden bir kesit orası da. Şarkıyı yazarken televizyon izlemiyordum bile. Yani elbette bana o şarkıyı yazdıran duygular gerçek ama parçanın o kısmı tamamıyla kurmacaydı, yalnızca hayal ettim ve onca şeyin arasında bunu da yaşadığım fikri hoşuma gitti, hepsi bu. O kadar da derinliği olan bir yer değil yani orası 🙂 Fakat bir şekilde bu rutini anlatırken farkında olmadan kent kültürüne dair bir dokundurma da – bizler de onun bir parçası olduğumuzdan belki – yapmış olabiliriz. Bazen şarkılar dinleyicide, şarkının yaratıcısının aklından geçenden çok daha başka manalar kazanabiliyor. Yaptığımız işin en güzel taraflarından biri de bu belki. Sizde de böyle bir anlam bulmuş demek.

Ankara sizin için ne ifade ediyor? Bir Ankara ritüeliniz var mı ? Konserlerinizi sıklaştırmayı düşünüyor musunuz?

İlk olarak Ankara’ya kesinlikle daha sık gelmek istiyoruz. Konserler çok keyifli geçiyor burada, başka bir havası var. Ankara’nın ayazı da olsa, insanları sıcak, caddeleri renkli. Özellikle İstanbul gibi çarpık kentleşme olan bir yerden gelince, Ankara’nın düzenine ve ferahlığına hayran oluyorsunuz. Seviyoruz biz de.


Grubu dinlemek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=v6HBGkwcGYU

Takip için: https://www.instagram.com/kimbubirileri/

Anıl KÜÇÜKBABUCCU, Çağlar TAVŞANOĞLU , Hasancan KARADAL’a desteklerinden ötürü çok teşekkür ederiz.

Röportaj: Güneş K, Işıl Selen ÇİÇEK

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here