Ankara’da Almanya’nın, Berlin’de Türkiye’nin izlerini bulmaya devam ediyorum. Bu izler arasında beni en çok şaşırtan, izini bulduğum Neşet Ertaş oldu. Bozkırın Tezenesi, Avrupa’nın en özgün başkentinden geçmiş. Neşet Ertaş’ın Berlin’inde bir göç hikayesi var.

Türkiye ve Almanya arasında pek çok ülkeden farklı bir bağ var. Kimi Orta Doğu ve Kuzey Afrika göçmenlerinin, eski sömürgeci Avrupa ülkeleri ile köprülerinin olması, sık karşılaşılan bir durum. Oysa Almanya ve Türkiye, böylesi bir sömürge ilişkisi olmadan, göçlerle birbirine bağlanmış. Bu durum günümüzde de devam ediyor. Bu nedenle de Almanya’da ve özellikle de Berlin’de pek çok Türkiyelinin izini bulmak mümkün. Onlardan bir tanesi de Neşet Ertaş.

Neşet Ertaş
Neşet Ertaş

“Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız”

Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde dünyaya gelir. Aileden müzisyendir. Annesi Döne Ertaş, babası ise Muharrem Ertaş’tır. Zurnacı Kara Ahmet’in torunu olan baba Ertaş, saz çalmayı dayılarından öğrenir. Baba Ertaş, henüz küçük bir çocukken bile Kırşehir’in köylerinde düğünlere ve sünnetlere, bayram kutlamalarına gider ve sazla Orta Anadolu geleneksel halk müziğinden bozlaklar, halaylar, deyişler çalar. Öyle bir sesi vardır ki, bir rivayete göre Japonya’da incelemeye alınmış ve hatasız bulunmuştur. Böyle bir babanın oğlunun sanatçı olması, bayrağı devralması oldukça değerli… Neşet Ertaş etkilendiği tek sanatçının babası olduğunu “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız” cümlesi ile söyler.

12 yaşında annesi Döne Ertaş’ı kaybeden Neşet Ertaş, babasının yeniden evlenmesi ile Çiçekdağı’dan Yerköy’e taşınır. İlkokul yıllarında başladığı keman ve saz çalışmalarını devam ettirir. Babası ile beraber yörenin köylerinde düğünlerde saz çalarlar.

Neden Garip Garip Ötersin Bülbül?

Eğitimi bittikten sonra Kırşehir’den Kırıkkale’ye taşınan Ertaş, 1957 yılının sonunda İstanbul’a gider. Burada babasına ait bir türkü olan “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül?” ile ilk plağını çıkarır. Bu çalışma büyük bir başarıyı, konserleri ve yeni kaset ve plak çalışmalarını beraberinde getirir. 2 yıllık İstanbul macerasının ardından Ankara’ya yerleşen Neşet Ertaş, Ankara’da çalıştığı gazinoda tanıştığı Leyla ile evlenir. Muharrem Ertaş’ın karşı çıktığı bu evlilik, baba oğlun arasını açar. 7 sene evli kalan çiftin Döne, Canan ve Hüseyin adında üç çocuğu olur.

Bülowstraße’de Bozkır Melodileri

1978 yılına geldiğimizde, Neşet Ertaş için zorlu bir dönem başlar. Yoğun alkol ve sigara kullanımından dolayı rahatsızlanan Ertaş, parmaklarından felç geçirir. Bunun sonucu olarak da işsiz kalır. Türkiye’de hayatını idame ettirmesi ve tedavisini gerçekleştirmesi imkansız hale gelir. O yıllarda işçi göçü ile Almanya’da gelmiş olan kardeşinin daveti üzerine Berlin’e gelir. Burada tedavi olmaya başlar.

Neşet Ertaş genç
“Ben öldüğümde ‘yoruldu’ desinler”
Rahmetli Neşet Ertaş’ın Hollanda konseri (1974-Almelo) Kaynak: Diyaspora Türk

1980’lerde, dünya iki kutuplu ve Berlin ikiye bölünmüş haldeyken, Türkiye’den gelen misafir işçiler ve aileleri, Batı Berlin’in en doğusunda yaşıyorlardı. O dönem uygulanan taşınma yasağı nedeni ile istedikleri herhangi bir semtte yaşayamıyor, kendilerine gösterilen yerlerden ayrılamıyorlardı. Kendi dünyalarını bu semtlerde yaratmaları gerekiyordu.

Neşet Ertaş
Bülowstraße – Kaynak: Wikipedia

“Türkische Bazar” ve Neşet Ertaş Melodileri

Berlin’in Schöneberg semtinde bulunan Bülowstraße, bu küçük dünyanın merkezi niteliğindeydi. Türkiyelilerin “Türkische Bazar” yani “Türk Pazarı” kurdukları bu sokak, insanlar için sıla hasretinin dindiği bir nokta niteliğindeydi. Duvarın yıkılmasından sonra işlemez hale gelen metro alanı, Türkiyeliler tarafından pazara çevrilmişti. Bu pazarda, Türkiye’den Almanya’ya çalışmak için gelen işçilerin özlemini çektikleri ürünler satılırdı. En yeni Türkçe şarkıların olduğu kasetler, Almanların papağanlara verdiği çekirdekler ve düğünlerde kullanılacak eşyalar ve takılar bulunabilirdi.

Neşet Ertaş
Neşet Ertaş Köln’de bir konserde

“Türkische Bazar” sadece bir alışveriş yeri değil, aynı zamanda bir sosyalleşme alanıydı. Gurbetin bir araya getirdiği insanlar, burada kendilerine benzer birileri ile bir arada olmanın verdiği o tatlı duyguyu yaşarlardı. Pazar etrafındaki minik çayhaneler, gazinolar ve tatlı dükkanları ile bugün Kreuzberg’de “Küçük İstanbul” adı verilen ortamın temelleri atılıyordu. Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş da bu topluluğun içerisindeydi. Saz çalar, saz dersleri verirdi. Cuma ve Cumartesi günleri canlı bir kalabalıkla dolan bu caddede, onun sesi de yükselirdi. İşte Neşet Ertaş’ın Berlin’i böyle bir yerdi.

Almanya’da sadece Berlin’de değil, Köln’de de yaşar Ertaş. Sonrasında tedavisi tamamlanınca yurda döner. Müzik çalışmalarına devam eder. Prostat kanseri yüzünden 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de hayata veda eder.

Neşet Ertaş’ın posta kutusunda hala isminin yazdığı Köln’ün Bergheim kasabası, Gartenstrasse’deki evi (Almanya) – Kaynak: Diaspora Türk

Yaşayan İnsan Hazinesi Neşet Ertaş

Neşet Ertaş, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine dahil edildi. Kendisine Süleyman Demirel döneminde sunulan ‘devlet sanatçılığı’ unvanını ise reddetmiştir.

Neşet Ertaş
Kaynak: Hürriyet

“O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.”


Neşet Ertaş ve Berlin hakkında daha fazlası için videoyu izleyebilirsiniz:

1 Yorum

  1. Bu ve diğer yazılarınızda kullandığınız “Türkiyeli” tabiri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. Maddesi olan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
    Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Son cümle mülga: 3.10.2001-4709/23 md.)
    Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
    Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
    Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz. ” hükmüne aykırıdır.
    Düzeltilmesini arz ve rica ediyorum.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here