Ankara’da düzenlediği etkinlikler ile şehrin kültür sanat hayatında önemli rol üstlenen SALT, hazırladığı özel seçki ile sinema severlerle buluşmaya hazırlanıyor. 2 Ekim-20 Kasım tarihleri arasındaki gösterimler, her çarşamba günü saat 19.00’da Oran’daki Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Avrupa müzeler konfederasyonu L’Internationale’nin Our Many Europes [Avrupalarımız] projesi kapsamında hazırlanan SALT Sineması, 1990’lar Avrupa’sına uzanıyor. Seyirci seçkide yer alan sekiz filmle Avrupalıların o günlerdeki yaşantısına konuk olacak.

Hatırlayalım, 21. yüzyılın arefesinde, milenyuma ramak kalmışken, Berlin Duvarı yıkıldı, Sovyetler Birliği dağıldı ve Avrupa bir dönüşüm sürecine girdi. 1993’te yürürlüğe giren Maastricht ile, parasal birlik, Avrupa vatandaşlığı, adalet ve içişlerinde işbirliği politikalarının meydana getirilmesine karar verildi. Avrupa Birliği’nin bugünkü yapısını oluşturan ve Soğuk Savaş sonrası bireylerin özgürlüklerini genişleten süreç hızlanırken yine aynı dönemde Avrupa’da savaşlar yaşandı, ülkeler bölündü. Demir Perde ülkelerindeki şehirler ve bu şehirlerdeki yaşamlar yeni baştan inşa edildi, tüketim çılgınlığı herkesi ele geçirdi. Bu dönüşümün tarihi günümüz dünyasının ipuçlarını taşıyor.

Marc Ferro, Sinema ve Tarih kitabında şöyle der, “… film, gerçeğin görüntüsü olsun ya da olmasın, ister belge ya da kurmaca, isterse gerçek ya da tümden düşsel entrika olsun, Tarih’tir; postulatımız da şu: cereyan etmemiş olan şey (ve neden olmasın, aynı şekilde cereyan etmiş olan şey de), insanın inançları, niyetleri, imgeseli, en az Tarih kadar Tarih’tir.” Seçkide yer alan film ve belgeseller de, 1990’ların Avrupa şehirlerine dair kurmaca ve gerçekleri bir araya getiriyor ve tarihi sinema diliyle aktarıyor. Hem anlatılanlar da bizim hikâyemizden çok uzak değil.

Program dahilinde şu hikâyelere tanıklık edeceğiz: Thatcher döneminde Kuzey Londra’da işçi sınıfından bir ailenin yaşamı, Napoli’nin karanlık sokaklarında bir suç örgütü, Kosova’dan Belgrad’a yol alan bir nakliye kamyonu, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından yeniden inşa edilen Berlin, üç ülkenin sınırları arasında kaybolan Kolya ve dahası… Bu seyir deneyimi aynı zamanda, 90’lar Avrupası’nda gündelik yaşamı aktaracak, yakın tarihin bireysel ve kitlesel izdüşümlerini sunacak. Soğuk Savaş sonrası “küresel kent” ve “markalaşma” etiketleri altında yeniden yapılanan kentleri gözlemleyeceğiz. Bu aynı zamanda Avrupa’nın 90’lar mirasının günümüz dünyasındaki yerini sorgulama imkanı tanıyacak.

SALT Sineması Ekim Programı

Sırbistan’dan İngiltere’ye, İtalya’dan Transdinyester’e şehir hikâyeleri anlatan SALT Sineması Ekim ayı programı şöyle:

  • Camorra (2018)
    9 Ekim, 19.00

Napolili yazar ve yönetmen Francesco Patierno, 2018 tarihli belgesel filminde, Napoli ve çevresindeki suçluluğun kökenlerini konu edinmiştir. Ankaralı seyircilerle 9 Ekim‘de buluşacak olan film, organize suç örgütü Camorra’nın karanlık dünyasını, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısıyla ele alıyor. Filmde İtalyan radyo ve televizyon kanalı RAI-TV’nin arşivlerinden, haber programları, söyleşi ve raporlardan yararlanılmış. Sürükleyici ve biraz iç karartıcı olan Camorrada, Napoli’nin bugünkü şiddetli kargaşasının temelleri de anlatılmış oluyor böylece.

  • Teret [Yük] (2018)
    16 Ekim, 19.00

Salt Sineması-Ankara Ücretsiz Film Gösterimi-The Load

Yönetmen Ognjen Glavonić’in, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan filmi, 20 yıllık bir sessizliği bozarak savaşın ahlaki ve toplumsal etkilerini ortaya koyuyor; bir ülkenin geçmiş hatalarının nasıl kaçınılmaz şekilde gelecek kuşakların sırtına yüklendiğine işaret ediyor. NATO’nun Slobodan Miloseviç rejimine karşı hava saldırısı düzenlediği 1999 yılında, kasvetli Balkan manzarasını fona alan Terette yakın tarihin ağır yükü sırtlanıyor. Film, orta yaşlı bir kamyon şoförü olan Vlada’nın (Leon Lucev) Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a ulaştırmakla görevlendirdiği esrarengiz yükünü almak için savaşta parçalanmış Kosova’da bir depoya girmesiyle başlıyor. Bu nakliye işinin kuralları basittir: Zaman çizelgesine bağlı kalmak, soru sormamak ve yükünü her zaman kilitli tutmak.

  • Berlin Babylon [Babil Berlin] (2001)
    23 Ekim, 19.00

1980’de Batı Berlin’de kurulan efsanevi endüstriyel grup Einstürzende Neubauten’in müziklerinin eşlik ettiği Berlin Babylon [Babil Berlin], 2001’de Berlin Uluslararası Film Festivali Panorama Bölümü’nün açılış filmi olarak gösterilmişti. Özellikle mimarların ve şehir planlamacıların ilgisini çekecek olan film, Berlin Duvarı’nın ardında bıraktığı toz bulutlarının arasında yükselir: Duvarın yıkılmasından sonra, eskiden Doğu Berlin’de sınırları içinde kalan topraklarda aniden gayrimenkul sorunları patlak vermiştir. Kentin dokusunu onarmak, bölünmüş şehri birleştirmek gerekmektedir. Hubertus Siegert Berlin Babylon‘da yıkımın dehşeti ve değişimin büyüsünü perdeye birlikte yansıtıyor; emlak, para ve güç temalarını işliyor.

  • Extinção [Yok Olma] (2018)
    30 Ekim, 19.00

“Stalin’in satranç tahtası” olarak adlandırılan Doğu Avrupa’da kahramanımız Kolya, Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler tarafından tanımamış olan Transdinyester’den yola çıkıyor. Portekizli yönetmen Salomé Lamas’ın siyah beyaz filmi Extinção kurguyla gerçeklik arasında ilerliyor, dönüşen Doğu Avrupa coğrafyasını, kimlik ve aidiyet üzerinden irdeliyor.

SALT Sineması Kasım Programı

  • ZONA [Bölge] (2019)
    6 Kasım, 19.00

Ankara Salt Sineması Zona

Arkadi ve Boris Strugatski’nin Piknik na obochine [Uzayda Piknik] (1971) adlı bilim kurgu romanında bahsedilen Zona, Rusya’da yaşayan çoğu kişi için hapishane anlamına geliyor. İtalyan-Amerikalı sanatçı ve yönetmen Clayton Vomero ise bu kavramı, insanların bir fantezi dünyasında yaşamasına imkân tanıyan, özgün hâllerini yitirip git gide tamamen bir “kopya görüntü”ye dönüştükleri bir tüketim kültürü balonu olarak işliyor. İki bölümden oluşan 2019 yapımı belgesel film, Moskova, Vladimir, St. Petersburg ve Kiev’de bir grup muhalif genç üzerinden temsiliyet, tüketim ve aidiyet algısındaki dönüşümlerin gündelik hayattaki yansımalarını irdeliyor.

  • Lazzaro felice [Mutlu Lazzaro] (2018)
    13 Kasım, 19.00

Yönetmen Alice Rohrwacher’ın 1990’larda yaşanmış bir olaydan esinlenerek kurguladığı Lazzaro felice, hiç kimseye hayır diyemediği için budala yerine konan köylü Lazzaro ile hayal gücüne yenik düşen soylu Tancredi’nin yollarını birleştiren bir İtalyan masalını konu ediniyor. Hikâye feodalizmin hüküm sürdüğü bir çağları hatırlatan Inviolata köyünde başlayıp Lazzaro’nun, arkadaşı Tancredi’yi bulma uğruna büyük şehre doğru yola çıkmasıyla devam eder. “İyiliğin kutsallığı” ve “insanlık dini” temalarını öne çıkaran film, ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülmüştü.

  • Sobytie [Olay] (2015)
    20 Kasım, 19.00

Salt Sineması-Ankara'da Ücretsiz Film GösterimiUkraynalı yönetmen Sergei Loznitsa’nın 2015 yapımı belgesel filmi Sobytie, tarihî bir kırılma noktasını etkileyici arşiv görüntüleriyle bugüne taşıyor. Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’a karşı Ağustos 1991’de düzenlenen darbe girişimini konu ediniyor. Üç gün süren olaylarda Gorbaçov ev hapsinde tutuldu, darbecilerin ele geçirdiği televizyon ve radyo kanallarında yayınlar kesilip Çaykovski’nin Kuğu Gölü eseri çalındı, Moskova’nın Beyaz Saray’ı çevresinde kalabalık protesto gösterileri yapıldı. Bu olayın geleceklerini değiştireceğine inanan şaşkın, korkmuş, heyecanlı ve çaresiz insanlar Leningrad sokaklarına akın etti. Film bu darbe girişime dair yanlış kanılar, propagandalar ve spekülasyonlardan sıyrılarak gerçekte neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor: Leningrad’ın Saray Meydanı’nda toplanan kalabalıklar için itici güç neydi? Bu görüntülerde aslen neye tanıklık ediyoruz; bir rejimin çöküşüne mi, yoksa yaratıcı bir şekilde markasının değiştirilmesine mi? Kameraya bakan bu insanlar kim; galipler mi, yoksa kaybedenler mi?

SALT Sineması gösterimleri herkesin katılımına açık, alt yazılı filmler hakkında ayrıntılı bilgi ve iletişim için bu e-posta adresinden iletişim sağlayabilirsiniz: salt.ankara@saltonline.org

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here