Menu Kapat
Kapat

Sista Sound ile sahnede adalet ve eşitlik niyetini canlı tutmak

Ankara Havası
Getting your Trinity Audio player ready...
Okuma Modu

Konumuz Sista Sound. Sadece kendi alanlarını yaratma değil bir arada olmaya, yalnız hissetmemeye ve var olmaya dair bu en melodik oluşumun 7 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü Kutlaması sebebiyle Salon İKSV’de verecekleri konserleri öncesinde kurucu ekibiyle konuştuk.

Bazen hikayelerin başını belirlemek zor olsa da Sista Sound yolculuğunun başladığını düşündüğünüz o zamana dönmek isterim. Kuruluşu 2017 yılında olan kolektif oluşumun fikri ve ilk konuşulduğu anı hatırlıyor musunuz? Hepiniz için başlangıç aynı mıydı ve kendi içinizde gerçekten yapıyoruz dediğiniz o an hangisiydi? 

Melissa Clissold: Sista Sound’un başlangıcı tek bir tarih ya da tek bir “ilk gün” değil, daha çok yıllara yayılan bir yakınlaşma ve aynı ihtiyacı paylaşma hali. İlk tohumlar 2013 itibarıyla atıldı; Aysu Çöğür, Lady Kadijah ve Sista Aloha’nın etrafında, reggae–dub köklerinden beslenen bir dayanışma ve sahne hayali yavaş yavaş şekilleniyordu. 2016’da, 8 Mart’ta ilk kez daha görünür bir şekilde bir araya geldiğimizde ise bunun yalnızca bir performans değil, bir alan açma meselesi olduğunu iyice hissettik. 2016 ve sonrası ben (Melissa Clissold) ve Özge Ürer’in de dahil olmasıyla kolektif hem büyüdü hem de resmi olarak “Sista Sound” kimliğini aldı. “Gerçekten yapıyoruz” dediğimiz an ise, ilk etkinliklerde sahnede ve seyircide aynı duygunun yükseldiğini gördüğümüzde geldi: kadınların birbirini taşıdığı, yeraltı seslerin özgürce aktığı ve “müzikte birleşiyoruz” hissinin somutlaştığı o an.

Aslı Açıkel (Sista Aloha): 2013 yılında 8 Mart tarihi yaklaşırken Hatice ve Aysu’dan Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel bir gece düzenleme fikri çıktı. Üçümüz de o dönemlerde Nayah’ta sahne alan kadınlardık ve orada, yani Taksim’de Feminist Gece Yürüyüşü’nden sonra tüm kadınlara kutlama tadında bir gece yaşatmak istedik. Hatta ilk sahne kostümümüz için “We Can Do It!” posterinden ilham aldık ve gömleklerimizin kollarını kıvırıp, saçımıza bandana taktık. Her yıl düzenli olarak kutladığımız bu gecede, aramıza Melissa ve Özge’nin de katılımıyla MC/vokal sayımızı artırmış olduk. Dolayısıyla daha uzun süren performanslar ile sahnemiz daha da canlandı. O anlarda kolektif ruhu kendiliğinden filizlenmeye başlamış, etkinlik sonunda bunu yapmış olmamız ve çok daha fazlasını yapmak istediğimiz mutlu yüzlerimize yansımıştı.

Özge Ürer: 2023 yılı itibariyle bir dönüşüme gittik, etkinlik serilerimizi hayata geçirmeye başladık ve sahnemizde farklı türlerde müzik yapan kadınları bir araya getirmeye, jenerasyonlar arası köprü kurmaya ve kolektifimizi global ayaklı bir konuma getirdik. 10 senelik bir kolektif olsak da bu halimizle bizim için bu yolculuk yeni başlamış gibi de hissediyoruz ve bu çok heyecanlı. Bir sürü hayalimiz ve gerçekleştirmek istediklerimiz var. 

Geçen yıllar içerisinde yalnızca konserler değil paneller, söyleşiler, radyo programları ve dayanışma etkinlikleri de gerçekleştirdiniz. Bugünden bakılınca ilk yola çıktığınızda kurduğunuz planlar, hayaller ile geldiğiniz noktadaki benzerlik ve farklılıklar neler sizce? 

Melissa: Yola çıkarken kurduğumuz hayalin özü hala aynı: Kadınların müzik endüstrisinde eşit temsile yaklaştığı, birbirini desteklediği, yeni fırsatlar yarattığı; underground ve alt-kültür seslerinin görünür olduğu bir buluşma alanı. Bugünden bakınca fark şu: O gün daha çok “gece”ler üzerinden kurduğumuz yapıyı şimdi daha geniş bir üretim alanına taşıdık. Konserlerin yanına paneller, söyleşiler, radyo programları ve dayanışma etkinlikleri eklendi. Bu sayede sadece sahnede değil, sahnenin etrafındaki sohbetlerde de dönüşüm yaratabildiğimizi gördük. Bir diğer fark da ölçek ve bağlar: Türkiye merkezliyiz ama sınır ötesi temaslar ve işbirlikleriyle “lokalden globale, globalden lokale” bir köprü kurma hedefi daha somut hale geldi. Benzerlik ise niyette. Abartmadan, sahici bir coşkuyla, bazen etki için değil sadece müziği kutlamak için bir araya gelmenin bile çok kıymetli olduğunu hatırlayarak ilerliyoruz. 

Aslı Açıkel (Sista Aloha): Kurucularımızdan Aysu Çöğür İspanya’da yaşıyor bir süredir. Geçen sene ilk sınır ötesi etkinliklerimizi yaptık, İspanya’da yaşayan kadın müzisyen ve oluşumlarla etkinlikler düzenledik. Özge ve Aysu mini de olsa ilk turnemizi gerçekleştirdi Güney İspanya’da. Bunlar çok heyecan verici ve hayalleri geleceğe taşıyan gelişmeler. 

Özge: Ben de şunu ekleyeyim, bu gelişmeler, dayanışmamız, etkinliklerdeki sanatçılarla karşılıklı paylaşımlarımız, ortak ürettiğimiz prodüksiyon ve projelere dönüşüyor. Bu, hepimiz için büyük bir motivasyon kaynağı.

Bir konser organizasyonunun bile çok fazla katmanı varken nerdeyse bir günlük festival havasında geçen bir günün her aşamasını planlıyor olmak nasıl hissettiriyor? Ve bu hazırlık sürecinde sahne alacak isimlerden, etkinlik gününde sahada çalışacağınız kişileri belirlemeye, etkinliğin poster tasarımından, mekan-teknik hazırlıklara kadar her adımıyla ilgilenmenin Sista Sound ile kurduğunuz bağı güçlendirdiğini düşünüyor musunuz? 

Melissa: Bir etkinliğin her katmanıyla ilgilenmek, hem yoğun ve yorucu hem de güç veren bir süreç. Sahne alacak isimlerden sahada çalışacak ekibe, poster tasarımından mekan ve teknik hazırlıklara kadar her adım, aslında kolektif bir “dil” kurmak gibi. Bir günlük festival havasındaki günlerde bu daha da belirginleşiyor: zaman çizelgesi, sahne akışı, ses ışık, iletişim, misafir karşılama, güvenli alan yaklaşımı… 

Aslı: Melissa’nın söylediklerine çok katılıyorum. Hepsi aynı amaç için birbirine bağlanıyor. Bir yandan da en temel ilkemiz şu: Sektörde kadınlar olarak yaşadığımız kötü yönetim, yetersiz ses, iletişimsizlik gibi deneyimlerin aynısını kimsenin yaşamaması için, herkese bizim görmek istediğimiz özen ve saygıyla yaklaşmak ve koşulları en baştan doğru kurmak. 

Özge: Kolektifin kurucuları ve yürütücü ekibi olarak müzisyen olmamızın yanı sıra hepimizin başka meslekleri, profesyonellikleri var. Etkinliklerde artık neredeyse ajans gibi çalıştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Herkes kendi profesyonelliği doğrultusunda katkı sunuyor. Ben de Aslı’ya çok katılıyorum. Bize nasıl davranılmasını istiyorsak biz de bizimle yan yana olan sanatçılarımıza o konforlu, mutlu, sarılıp sarmalandığı, kendini en iyi hissedecekleri deneyimi yaşatmak istiyoruz.

Melissa: Bu süreç Sista Sound’la kurduğumuz bağı kesinlikle güçlendiriyor; çünkü her detay “Biz nasıl bir gece istiyoruz?” sorusunun cevabı oluyor. Etkinlik günü geldiğinde yaşanan akış, sadece planlama başarısı değil; birlikte kurduğumuz güvenin ve emeğin görünür hale gelmesi.

Sista Sound’un vizyonlarından biri hatta belki de en önemlisi kadın sanatçıların birbirlerini desteklediği, kendilerini aşarak yeni fırsatlar yarattıkları alanları oluşturabilmeleri. Sizler de bu amaç için yılmadan çalışmaya devam ediyorsunuz. Bu noktada yıllar içerisinde düzenlediğiniz konserlerden her birinin sizi bu hisse biraz daha yaklaştırdığına emin olmakla beraber kendi içinizde bir adım öne çıkan, Sista Sound denildiğinde gözünüzün önüne gelen bir sahne performansını sormak isterim? En “Sista Sound gecesindeyiz” dedirten konser anınız hangisi? 

Melissa: Tek bir an seçmek zor, çünkü Sista Sound’un ruhu genelde ‘birbirini taşıma’ anlarında belirginleşiyor. Ama eğer bir örnek vereceksek, Salon İKSV’de 2025’te gerçekleştirdiğimiz ve 20+ sanatçıyı aynı gecede ağırladığımız Dünya Kadınlar Günü buluşması, o kolektif gücü en net hissettiğimiz anlardan biriydi: sahnede ve sahne arkasında aynı anda onlarca kadının birbirine alan açtığı, herkesin bir diğerinin sesini büyüttüğü bir akış vardı. Öte yandan bu hissi ilk etkinliğimizde, henüz çok tanınmıyorken bile yaşamıştık; o geceden beri içimizde aynı cümle dönüyor: beraberiz, birbirimizi destekliyoruz.

Özge: Tüm gecelerimiz bence en Sista Sound gecelerimiz. Ama neferi olduğumuz ve köklerimizi unutmadığımız reggae ve türev janralarına hizmet eden “Lioness Order” etkinlik serimizi ayrı tutuyorum ben. Bu sene Akbank Caz Festivali’nin davetiyle festivalin 35. yılında Türkiye’nin ilk kadın müzik kolektifi olarak festivale özel bir proje çaldık, bu konserin de yeri bende başka, değerli bir sevda peşinde koştuğumuzu hissettirdi bize.

Aslı: Hepsi benim bebeklerim 🙂 Fakat pandemide “evimiz” Nayah kapanmadan hemen önce gerçekleştirdiğimiz 7 Mart 2020 tarihindeki son Sista Sound etkinliğinde, o çatı altında sarılmalarımızın benim için ayrı bir yeri var.

Sista Sound 7 Mart 2026'da Salon İKSV'de
Sista Sound 7 Mart 2026’da Salon İKSV’de

Son olarak 7 Mart akşamı Salon İKSV’deki Sista Sound Dünya Kadınlar Günü Kutlaması hakkındaki hislerinizi almak isterim. Tarih yaklaştıkça oluşan heyecanla beraber ne olursa olsun yeniden bir araya gelebiliyor olmanın sevincini de hep beraber içimizde taşıdığımızı düşünerek sizlerden bu seneki gece için hazırlanma motivasyonlarınızı ve ilerleyen zamanlara dair planlarınızı duymak eminim ki bu geceyi heyecanla bekleyen hepimize iyi gelecektir.

Aslı: 7 Mart gecesi bizim için hem bir kutlama hem de “yan yana, can cana” demenin çok güçlü bir yolu. Tarih yaklaştıkça heyecan artıyor ama heyecanın yanında daha sakin ve derin bir duygu da var: ne olursa olsun bir arada kalabilmek, yeniden aynı odada aynı sesi paylaşabilmek. 

Melissa: Bu seneki motivasyonumuz; sahnede adalet ve eşitlik niyetini canlı tutarken, underground ruhu koruyarak, çok katmanlı ama sıcak bir gece kurmak. Salon İKSV sahnesinde olmak ayrıca bir sorumluluk: yıllardır büyüttüğümüz emeği, 80+ katkı veren sanatçının varlığını ve kolektifin disiplinlerarası doğasını görünür kılmak istiyoruz. 

İleriye dönük planlarımızda ise daha fazla sınır ötesi buluşma, daha çok yeni sanatçıya alan açma, daha çok panel ve söyleşi ile bilgiyi paylaşma ve “lokal ↔ global” köprüsünü güçlendirme var. Ama en temel hedef aynı kalıyor: müzikte birleşiyoruz duygusunu, samimi, iyi niyet çatısında ve kapsayıcı bir şekilde büyütmek.

Özge: Bugüne kadar bizimle sahnemizi paylaşmış, sahne önünde ve arkasında emek vermiş ve  7 Mart’ta bizimle yan yana, cana cana olacak tüm Sista Queen’lere çok teşekkür ediyoruz, onlara büyük sevgi besliyor ve saygı duyuyoruz. Dayanışmamızın ve sesimizin daha büyümesini temenni ediyoruz. 

Kadınların varlığını, gücümüzü, günümüzü bizimle maksimal pozitif enerjiyle kutlamak isteyen herkesi  7 Mart Cumartesi günü Salon İKSV’ye bekliyoruz.

Aslı: Line’up’ımız bu sene de harika kadınlardan oluşuyor, bu kadar şahane ismi bir arada görmek zor, festival tadında geçecek kutlamamız, herkesi bekliyoruz.

Ankara Havası

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.