Bir müzik dalgasından ya da bir moda akımından söz etmiyorum. New Wave in Berlin, sadece bir Facebook grubunun adı. O halde nasıl bu kadar hayatım(ız)a etki eden bir sözcük haline geldi?

Facebook’un Hiç Kullanılmayan Bir Özelliği: Gruplar

Facebook grubu kullanıyor musunuz? Ben Berlin’e taşınmadan önce sadece iki gruba üyeydim. İlki Bilkent Üniversitesi’nin ders seçimi ve anket doldurma işleri için kullanılan duyuru grubuydu. İkincisi ise her üç kelimeden birinin “Hocam” (ya da çoğul hali ile “Hocamlar”) olduğu ODTÜ’nün “100. Yıl Evleri” grubuydu. Bu gruplara kendi işim düşmedikçe bakmak aklıma bile gelmezdi. Bunu bilen Facebook algoritması da grup paylaşımlarını ana sayfama pek düşürmezdi.

Berlin’e taşınma kararından sonra, arkadaşlarımdan birinin önerisi ile pek çok Facebook grubuna dahil oldum. Çünkü görünen o ki Almanya’da grup kullanımı oldukça yaygın!

New Wave in Berlin

New Wave in Berlin, Berlin’e Türkiye’den yeni gelen kişilerin üye olduğu bir Facebook grubu. Grup bir süredir Berlin’de yaşayan ve aralarında iletişimi sağlamak isteyen bir grubun girişimi olarak ortaya çıkmış. Aslında “Türkiye’den” ve “yeni gelen” olmanın ortak paydasında oradan buradan tanışan kişiler, daha rahat iletişim kurmak için bu grubu kurmuşlar. Sonra o arkadaşını eklemiş, öteki arkadaşını eklemiş. Eklemiş, eklemiş, eklemiş… Derken grup binleri bulmuş! Ben bu satırları yazarken sayı 3130’dü.

Bu grup hakkında DW’nin yaptığı bir haber, yeterince özetleyici nitelikte. Onu buraya bırakıp devam ediyorum.

Bu grubun başlangıçta daha çok birbirini uzaktan tanıyan insanların muhabbeti ve yardımlaşması amacı ile kurulduğunu düşünüyorum. Ancak benim girdiğim zamanda, resmi olmayan bir göç danışmalık ağına dönüşmüştü. Berlin’deki Türkiyeli birinden bahsederken “İşte o da bizim gibi Türkiye’den yeni geldi,” diye uzun uzun açıklamak yerine “New Wave’den,” diyip geçmek mümkün oldu. Bu ifade, Alman-Türkler ve yeni gelen Türkler arasında ayrıştırıcı bir anlama bile gelmeye başladı.

Azıcık göç üzerine konuşalım… Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü, 1960’larda başladı. Gastarbeiter yani misafir (gast) işçi (arbeiter) olarak Batı Almanya’ya davet edilen işçiler, misafirlik bitince kalmaya karar verdi. Bu kuşak, birinci dalga olarak adlandırılıyor. Kısaca Türkiyeli kimliğini daha yoğun bir şekilde yaşadıklarını ifade edebiliriz. Bu kuşağın çocukları ikinci kuşak, onların çocukları da üçüncü kuşak oluyor. Kuşak numarası ilerledikçe, entegrasyon da bir anlamda ilerlemiş oluyor.

New Wave yani Yeni Dalga ise, bu göç dalgasından bağımsız olarak farklı nedenlerle Berlin’e gelen kişileri tanımlıyor. Geçen yaz grup ikiye bölündü, şimdi bir de Ötekilerin Berlin Dalgası var. Onlara değinmemiş olmak istemem. Fakat her iki grupta da benzer konular konuşuluyor.

Peki bu gruplarda neler konuşuluyor? Neler konuşulmuyor ki! Gelmek isteyenler, bununla ilgili yollar hakkında sorular soruyor. Yerleşme dönemindekiler ev bulma, kayıt yaptırma, iş bulma vb. konuları soruyor. Pek çok kişi “Türkçe bilen ve iyi bir X doktoru” arıyor. Kapıda kalan, hastanelik olan durumuna çare arıyor. Türkiye’den denklik belgesi isteyen, Türkiye’de ilaç göndermek isteyen “Yakın zamanda gidecek var mı?” diyor. Kısacası hepimiz ilk dalgadaki gibi aynı kahvehaneye gidip dertleşseydik ne konuşacaksak, aynı şeyler konuşuluyor.

***

Almanya’daki daha uluslararası iki başka gruptan da bahsetmek istiyorum. Bu gruplarla ilgili mevzulara sonra detaylıca gireceğim.

Ev Arkadaşı Tinder’i

Size bu satırları, son yıllarda kira artışının en yüksek olduğu şehirden yazıyorum… Adeta bir magnet gibi insan çeken şehrimiz Berlin’de ev bulmak büyük bir sorun. Bir zamanların “fakir ama seksi” kenti artık pek de öyle fakir değil. Büyük şirketlerin apartmanları satın alıp, yenileyip, yüksek kiralar talep etmesi ile son yıllarda büyük bir kira artışı problemi yaşanıyor.

Bu arada ilginçtir ki dünyada kira artışının en yoğun şekilde yaşandığı ikinci şehir ülkemizden: İzmir!

Hal böyle olunca, Berlin’de ev bulmak epey zorlaşıyor. Sıfırdan ev kiralamak başlı başına zor. Öğrenciler için ilk adım olan, ev arkadaşı bulup ortak bir evde ya da Almanca olarak bir Wohnungsgemeinschaft (kısaca WG) içerisinde yaşamanın da kendine has zorlukları var.

Henüz daha Ankara’dayken Berlin’de ev arkadaşı ve oda bulmak için kurulan Facebook gruplarına üçer beşer üye olmaya başladım. Öteki internet sitelerindeki dolandırıcılardan sıkıldığım için, Facebook’ta daha rahat bir şekilde ev bulabileceğimi düşünmüştüm. YANIlLDIM! Bu ev arkadaşı bulma grupları, adeta Tinder gibi. Ev arkadaşı arayan kişilerden çok, bir ev arayan kişilerin gönderileri görünüyor.

Merhaba! Ben X. A ülkesinden geliyorum. Berlin’de pazarlama üzerine yüksek lisans yapacağım. O kadar cool biriyim ki inanamazsınız! Hem partiye girmeyi, hem evde oturmayı severim. Temizimdir, ama temizlik yapsın diye ev arkadaşıma baskı yapmam. Eğlenceliyimdir, ama kimseyi darlamam. Bütçem 300 € ama bu fiyatlar görünce 1500 €’e kadar çıkmaya karar verdim. Ekte dünyayı gezerken çekilen en havalı fotoğraflarımı bulabilirsiniz. XoX

Şu an Berlin’de üçüncü evim, ve hiçbirini bu gruplardan bulamadım. Dünyayı gezmiş, popüler bir konuda yüksek lisans yapan, Almanca bilen, yemek yapan, sarışın ve güzel insanlarla rekabet etmeye çalışmadım!

Eşyanı Serbest Bırak, Dönerse Senindir…

Berlin’de üye olmam tavsiye edilen ikinci grup, “Free Your Stuff Berlin” ismini taşıyordu. Bir zamanlar Ankara’da da “upcycling” adı ile benzer girişimler oluşmuştu. ODTÜ’nün “ODTÜ’lüden” grubundaki “verilik” mantığı bu gruba hakim.

Evinde fazla eşyası olan kişiler, bu eşyaları çöpe atmak yerine, bu sayfa üzerinden ihtiyaç sahibi olanlara veriyor. Bu, bence Berlin’in en güzel geleneklerinden bir tanesi… Öğrencilik yıllarında IKEA’dan alınmış ucuz ürünleri, işe girip hali vakti toparlayınca elden çıkarmak isteyen kimseler bu sayfada paylaşıyor. Kimi zaman da boşaltılan eski bir evden ahşap, oymalı kakmalı mobilyalar görülebiliyor.

Hafta sonu misafirlerinden kalma enerji içecekleri, vegan birinin yanlışlıkla aldığı hayvansal katkılı yiyecekler, taşınan kişilerin geride bırakacağı ufak tefekler, bolca yatak ve karyola… Hal böyle olunca, sanki aynı bir grup eşya şehirde döne döne kullanılıyor. Bir şekilde herkesin evinden geçiyor.

Berlin, ücüncü yaka

***

Facebook’un bu güzel özelliği, Berlin’de farklı bir anlam taşıyor. Hatta New Wave in Berlin gibi gruplarda paylaşılan her şey çok ciddiye alınıyor. Kimseyi kırmamak, gücendirmemek için düşünmekten, soru sormayı boş verdim bir yerden sonra. Yine de faydalarını gözardı edemem elbette. Bu durum “gurbette” yaşanan öteki ülkeler için de geçerli mi, merak ediyorum doğrusu.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here