Gezegenimizdeki hiçbir madde sınırsız değil ve bu maddelerin sınırlarını uzun zamandır zorluyoruz. Prof. Dr. Meadows ve arkadaşlarının ünlü araştırması “Büyümenin Sınırları” (The Limitsto Growth) yayınlandığında bu durum daha iyi anlaşılmıştır. Büyümenin Sınırları dünyadaki fiziksel belirleyicilerle insan aktivitelerinin etkilerini analiz etmektedir. Çalışmada artan dünya nüfusu ve karşısındaki sonlu kaynaklar modellenmiştir. Sonuç olarak hiçbir tedbir alınmadığı takdirde toplumun kaynak tüketiminin dünyanın taşıma kapasitesini 21. yüzyılın başında aşacağı ve bu olana kadarki yaklaşık otuz yıl zarfında kentlerin gerekli tedbirleri oluşturma şansı olduğu iddia edilmişti. Ancak tıpkı tükenen oksijenimizin bir sonucu olan iklim değişikliğine yenildiğimiz gibi maalesef ki diğer kaynakları tüketmede de tedbir almadan ilerlemekteyiz. Burada karşımıza sürdürülebilirlik kavramı çıkmaktadır. Kentsel alanlardaki sürdürülebilir sistemler gelecek nesillerin nasıl şehirlerde yaşayacağını belirleyecek etmenlerin başında gelmektedir. Bu yazımızda sürdürülebilir şehirlerin ana aktörleri olan yaya, bisiklet ve toplu taşıma araçlarını içeren ulaşım modlarından bahsedeceğiz.

Amerika’da ulaşımın bir şehrin ruhu olduğu söylenir. Burada aktif ulaşım modları olarak nitelendirilen ulaşım sistemleri içerisinde toplu taşıma araçları hariç motorlu araçlara yer yoktur. İnsanların yürüyerek ve bisiklete binerek yaşadığı bir şehirdeki eski ve yeni komşularıyla, okul arkadaşlarıyla, iş arkadaşlarıyla etkileşimi sürdürülebilir ulaşım modlarının aynı zamanda sosyal şehri oluşturduğu da söylenir. Gerek halkın sosyal bağlarının daha kuvvetli olduğu, gerekse de sürdürülebilir ulaşım modlarının yaygın şekilde kullanıldığı şehirler oluşturmak için ülkemizde ulaşım yapısında değiştirilmesi gereken temel kavramlar olduğu aşikardır. Ankara özelinde düşündüğümüzde sürdürülebilir ulaşımı şehre kazandırmak kadar şehirdeki insanların buna inanmasını ve alışmasını sağlamak da bir o kadar zordur. Ancak Amerika’da birlikte çalışma fırsatı bulduğum Washington State Department of Transportation (WSDOT) CEO Yardımcısı Celeste Gilman, çevrenin insaların yaşayışlarına yön verdiğini belirtiyor; “Eğer şehirlerimize arabalarla aynı konforda bir yaya ve bisiklet ağı kurabilirsek insanlar bu modlara kolayca alışacaktır,” diyor. Peki Ankara’da bu sürece nereden başlanması gerekir? Görülen o ki; sürdürülebilir aktif ulaşım modları olan bisiklet, yaya ulaşımı ve toplu taşıma araçlarını daha konforlu ve daha güvenli hale getirebilirsek halkın bu modları kullanması sürecini hızlandırabiliriz. Tabii bu süreci halk katılımlı bir sistemle değiştirmeliyiz.

Ankara toplu taşıma otoritesi olan EGO Genel Müdürlüğü’nün otobüs filosu Avrupa’dan ve bazı Amerika şehirlerinden daha çevrecidir. Aynı zamanda halkın toplu taşımaya ulaşmasını sağlayan dijital platformlar da teknolojisi en ileride olan şehirlerle yarışmaktadır, ancak bunlar gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şehir bırakmak için yeterli değildir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde karar verici konumunda vizyoner insanlar olması şehir için bir şanstır. Şehrin metabolizmasında köklü değişiklikler yapmak sadece Ankara’da değil tüm gelişmiş şehirlerde zor ama gereklidir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin planları dahilinde olan bisiklet ve yaya ulaşımını teşvik edecek yeni modları şehre kazandırmakta acele edilmelidir. Bu noktada ilk olarak önümüzdeki 20 yılı kapsayacak bir yaya ve bisiklet master planı hazırlanmalı ve kısa sürede uygulamaya konmalıdır. Mevcut ulaşım sistemlerine entegre aktif ulaşım modları oluşturulmalıdır. Tabii bunları yaparken imar planları uygulama ile örtüşmeli, belediye birimleri arası koordinasyon sıklaştırılmalı ve halk bilinçlendirme faaliyetleri profesyonelce yapılmalıdır. Bu sayede hızlı bir şekilde havayı kirleten etmenler azalacak, iklim değişikliği ile mücadele hızlanacak, halk sağlığı iyileşerek sağlık harcamaları düşecek, gürültü kirliliği azalacak ve otoyol, otopark alanları azalacaktır.

Washington State Department of Transportation (WSDOT) bünyesinde 31 farklı toplu taşıma ajansi barındırmaktadır ve Ankara için ilk tavsiyeleri bu sürece başlarken mutlaka bir ‘Kullanıcı Deneyimi’ merkezi kurulması yönündedir. Bu sayede daha pratik ve kullanışlı güzergahlar kısa zamanda oluşturulabilir aynı zamanda dünyada yaygın olarak hizmet veren elektrikli scooter ve elektrikli bisiklet şirketleri şehre daha çabuk adapte olabilecektir. Böylece şehir metabolizması daha yeni modlarla tanışarak insanların ulaşım davranışları da değişecektir. Şehir merkezinde yaşayan insanların sayısının gün geçtikçe arttığı düşünüldüğünde, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şehir bırakmak adına yapılacak daha çok iş olduğu ve sorumluluğumuzun ne denli fazla olduğu bilinmelidir. 2019 yılı Küresel Hava Durumu Raporu; hava kirliliği sonucu, bugün dünyaya gelen bir çocuğun ortalama yaşam beklentisinin 20 ay kısaldığını belirtiyor. Şehirlerdeki hava kirliliğinin sebebi %40 oranla araçlardan, araçlardan kaynaklı hava kirliliğinin ise %40 sorumluluğu toplu taşıma araçlarından olduğu düşünüldüğünde bu sonuç şehirlerin sürdürülebilir ulaşım konusundaki omuzlarındaki yükü bir kez daha bizlere göstermiş oluyor.

Amerika’da WSDOT’da çalıştığım süreçte Barb Chemberlain ile görüştüm, kendisi WSDOT Aktif Ulaşım Direktörü. Ankara sokaklarını, topoğrafyasını inceledik ve kurumların yapılarından bahsettim. Kendisi, Ankara’da sürdürülebilir ulaşım master planı hazırlanıp bu planın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki diğer planlarla entegre edilerek, ölçülebilir hedeflerle, bir takvim çerçevesinde uygulamaya konulması halinde gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şehir bırakmak için gerekli olan ulaşım altyapısının rahatlıkla kurulabileceğini anlattı. Dört yılda trafiği %20 azaltacak bir aktif ulaşım sistemi kurulabileceğinden ve adımlarından bahsetti. Barb’ın da üzerine basa basa söylediği bir konu daha var “bu topoğrafyada mutlaka elektrikli bisikletle başlayın.” İşin aslı şu, herkesi dinleyip ülke ve şehrin ruhuna uygun kendi alışkanlıklarımızla uyuşan bir süreç izlemek. Durum böyle iken gelecek nesillere, kendi çocuklarımıza, onların çocuklarına daha iyi bir şehir bırakmak adına tüm hepimize görevler düşüyor. Tüm bu bahsettiğimiz süreç dünyada hızla yaygınlaşıyor. Victor Hugo’nun da dediği gibi; “Bir ordunun istilasına karşı koyabilirsiniz ancak vakti gelmiş bir düşüncenin istilasına karşı koyamazsınız.” Geleceğin Ankara’sı için vakit geçirmeden işe koyulmamız gerekiyor.

Ali Onuralp Ünal


Kapak Görseli:  2018 yılı Ankara Hareketlilik Haftası kutlamalarından, Bahçeli 7. Cadde.

Hafıza Kaydı’nın Ankara’daki bisiklet kullanıcıları ile beraber bisiklet güzergahları oluşturmak için 2016 yılında yapmış olduğu çağrı için bu yazımıza göz atabilirsiniz.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here