Atılım Üniversitesi bünyesinde “Kamusal Akıl Stüdyosu” Programında 2010 yılından Ankara’daki yerel yönetimleri inceliyor ve monografiler hazırlıyoruz. VEKAM’ın çıkardığı Ankara Araştırmaları Dergisi’nde bir kısmı yayımlanan bu monografilerde Ankara’nın bütününün ve ilçelerinin kentsel dinamikleri incelenmekte ve geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaktayız. Bu değerlendirmelerde, dikkate alınması gereken en kritik konular ortaya konmaktadır. Salt siyasi öngörüler değil pek çok açıdan yerel yönetimleri inceleyip resmini çekmeye çalıştığımız bu araştırmalarla yerel yönetimlere ilişkin daha bütünlüklü bir kavrayış elde etmeye çalışıyoruz. Bu yerel seçimler öncesinde de elde ettiğimiz verilerden yararlanarak “kim aday olsa kazanır” türü yüzeysel değerlendirmelerin dışında daha derinlikli bir ele alışı ortaya koymak, seçim süreçlerindeki tartışmalara katkıda bulunmak amacıyla Ankara’nın ilçelerini ve bütününü yapısal bir analize tabi tutmaya çalıştık. Bu analizin en azından bundan sonraki yerel seçimlerde siyasi süreçleri zenginleştireceğini umuyoruz.

1.Mamak

Nüfus büyüklüğü açısından Ankara’nın dördüncü büyük ilçesi konumunda bulunan Mamak ilçesi kilometrekareye düşen kişi sayısı  bakımından Ankara’nın en yoğun ilçesi konumundadır. Nüfusun diğer merkez ilçelere göre gelir ve eğitim düzeyinin daha düşük, yaş ortalamasının da daha genç olması Mamak’ı diğer ilçelerin yanında farklı bir konuma taşımaktadır. Benzer konumdaki diğer bazı ilçelerde nüfus durağanlaşırken Mamak ilçesinde nüfusun artış eğiliminin sürmekte olduğu görülmektedir. Göreli olarak genç, temel olarak eğitim ve istihdam sorunları yaşayan ilçenin bu sorunlarının giderilmesi için en önemli engel, ilçede çalışma alanlarının kısıtlılığıdır. Çoğunlukla ilçe içinde ve dışındaki AVM ve hizmet sektöründe yüksek vasıflı olmayan mavi ve beyaz yakalı çalışanların ve belli bir memur kitlesinin yaşadığı Mamak’ta sosyo-ekonomik olarak artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir kentsel ekonomik dinamiğin oluşturulması gerekmektedir. Ankara’nın doğu ve güneydoğusunda konumlanmış olan ilçenin tarımsal üretim ve küçük ölçekli sanayi yatırımlarına da ihtiyaç duyduğu görülmektedir.

Canonim

Ağırlıklı olarak eski gecekondu alanlarının piyasa mekanizması ile dönüşümü sonucunda mekânsal yapısı oluşan Mamak’ın kendi içerisinde farklı parçalardan oluştuğu söylenebilir. İlçenin çok önemli bir kısmı 1990’lı yıllarda küçük müteahhitler eliyle apartmanlaşmış gecekondulardan oluşmaktadır. Bunun dışında, 2000’li yıllardan sonra yine müteahhitler eliyle ancak aşırı yoğun apartmanlaşma ile ortaya çıkmış diğer bir kesim olduğu görülmektedir. Son yıllarda Samsun Yolu kenarındaki gecekonduların dönüştürülmesi için çok büyük bir kentsel dönüşüm projesi uygulanmaktadır. Bu kentsel dönüşüm projesi sayısı on binlerce yeni konutun site nizamı içerisinde bu bölgede ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Son olarak Çankaya-Mamak hattını birbirine bağlayan çevre yolunun da etkisiyle Nato Yolu ve Tuzluçayır’ın çevre yolu ile kesiştiği noktada yeni lüks konut sitelerinin ve AVM’lerin ortaya çıktığı görülmektedir. Tüm bu farklılıklar çok ciddi ulaşım ve altyapı sorunları ile birlikte yaşanmaktadır. İklim değişikliğinin etkilerini de en ciddi şekilde hisseden ilçe, zorlu coğrafi yapısıyla Mamak olmuştur.

Çok ilginç bir mekânsal çeşitliliği, siyasal ve etnik çeşitlilikle bir arada barındıran Mamak ilçesinde son yıllarda kamusal alanların miktarını arttırma yönünde önemli çabaların bulunduğu da gözlemlenmektedir. Ancak, ilçenin Ankara bütünü dikkate alındığında üzerine yapışmış görünen “Gecekondu İlçesi” tanımı, ilçede yaşayanların ortak bir kentsel kimlik etrafında bir araya gelmesini zorlaştırmaktadır. İlçedeki mekânsal parçalanmışlık ve coğrafi zorluklar da bu durumu derinleştirmektedir. Siyasi açıdan bakıldığında ilçenin Ankara bütünü ile ilişkisini güçlendirecek ulaşım çözümleri, altyapı yatırımları ve üretime yönelik istihdam politikaları ile birlikte ele alınması, bu ele alışta Mamak’ın yaşanabilir bir yerleşim alanı olarak algılanmasının sağlanması önem kazanmaktadır. Bu tür bir yaklaşımın Mamak ilçesinin kentsel kimliğinin değişmesine ve ilçenin tarihsel birikimini kaybetmeden var olmasına katkıda bulunarak söylemleştirilmesi önem taşımaktadır.

2. Altındağ:

Kristine Riskær

Altındağ ilçesi hem Ankara’nın mekânsal çeşitliliği en fazla hem de sosyo-ekonomik yapısı en karmaşık ilçesi olarak öne çıkmaktadır. Sanayi, tarihi kent dokusu, gecekondu, geleneksel kent merkezi gibi çok farklı işlevleri bünyesinde barındıran Altındağ ilçesi aynı zamanda Ankara’nın gelir ve eğitim düzeyi  en düşük ilçeleri arasında yer almaktadır. Ankara’nın en eski gecekondularının bulunduğu, Ankara’ya göç edenlerin ilk durakları arasında yer alan Altındağ ilçesi geçen zaman içerisinde kentsel dönüşüm projeleri ve tarihi kent merkezi canlandırma projeleriyle bu niteliğini değiştirmeye çalışmaktadır. Ancak, nüfusun artmaması ve durağan hale gelmesi, başta Suriye olmak üzere uluslararası ve Türkiye içi göçmenlerin ilçede yer seçmesi, gelir düzeyinin artmaması gibi sebeplerle ilçenin önemli sosyo-ekonomik sorunları bulunmaktadır. Ayrıca, Siteler gibi önemli bir üretim merkezinin ve Ulus Tarihi Kent Merkezi’nin yanlış planlama yaklaşımlarıyla geleceğe güçlü bir şekilde taşınamaması, ilçenin istihdam kapasitesini ve ekonomik gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Altındağ ilçesi bünyesinde tüm Ankara’yı ilgilendiren önemli değerler ve kent parçaları içermektedir. Ulus Tarihi Kent Merkezi bir geleneksel merkez olarak hem cumhuriyet dönemi mimari mirası hem de geleneksel Ankara esnaf kültürünü içermektedir. Ancak, uzun yıllardır Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirileceği söylenen tarihi kent dönüşüm projelerinin belirsizliğinin yarattığı olumsuz etki ve cumhuriyet dönemi mimarlık mirasına verilen zararlar Ulus’un Altındağ için önemli bir ekonomik açılım alanı olmasının önüne geçmiştir. Ankara Kalesi ve Hamamönü olarak adlandırılan tarihi alanlarda ise yapılan uygulamalar turistik bir gelişme sağlamışsa da bu alanlarda yaşayanların alanı terk etmeleri sonrasında Altındağ’da yaşayan nüfus için bu tür alanların potansiyeli gerektiği gibi kullanılamamaktadır. Sitelerdeki mobilya üretiminin dünya standartlarında verimli üretime geçmesi için de yıllardır çaba olmasına rağmen beklenen gelişme sağlanamamıştır. Gecekondudan kentsel dönüşümle oluşan çevreler fiziki olarak iyileşmiştir. Ancak, yapılan araştırmalar mahalle kültürü ve toplumsal ilişkilerde çözülme yaşanan yerler olduğunu göstermektedir. Öte yandan Suriyeli göçmenler sorununun en derinden yaşayan ilçe de Altındağ’dır. Tüm bu örnekler, Altındağ’daki kentsel çeşitliliğin önemli potansiyeller yanı sıra önemli sorunlara da gebe olduğunu göstermektedir.

Altındağ ilçesinin temel sorununun kent bütününün tümünü ilgilendiren kent parçaları ve kentsel işlevlere yapılan müdahaleler olduğu söylenebilir. Kentin bütününü ilgilendiren tarihi kent merkezi gibi alanlara yapılan müdahaleler o alanı belki kentin bütünü için iyileştirebilmekte ancak, Altındağ’da yaşayanlar için ötekileştirici ve yabancılaştırıcı etkiler yaratabilmektedir. Bunun sonucunda ilçenin potansiyeli ilçede yaşayanlardan çok başkaları için faydaya dönüşebilmektedir. Bu sebeple siyasal açıdan Altındağ ilçesinde kentsel mekanda gerçekleştirilen proje ve stratejilerin Altındağ’da yaşayanlar için faydaya dönüşmesi meselesinin söylemleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca, ilçeye çeşitli sebeplerle yapılacak müdahalelerin ilçenin bütününü gözetecek bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi için de adımlar atılması önemli görünmektedir.

3. Etimesgut:

Brewbooks

Ankara’nın merkez ilçeleri arasında son beş yılda nüfusu en hızlı gelişen ilçe olan Etimesgut, ilk yerleşim yeri olan Ahi Mesut yerleşimi dışında günümüzde İstanbul Yolunun güneyinde ve Eskişehir Yolunun kuzey ve güneyinde kalan yeni yerleşim alanlarıyla da önemli bir kentsel gelişme odağı haline gelmiştir. Ankaralı beyaz yakalı çalışan ailelerin yeni yerleşim alanlarından birisi haline gelen Etimesgut ilçesi özellikle orta sınıf ailelerin site yaşamını tercih ettikleri yaşam alanlarından birisidir. Toplu Konut İdaresinin 1990’lı yıllarda Eryaman çevresinde inşa ettiği toplu konut alanlarının dışında ilerleyen yıllarda Yapracık, Ballıkuyumcu gibi bölgelerde de ortaya çıkmaya başlayan yoğun yapılaşmaların ve sitelerin de ilçenin gelişim sürecine dahil olduğu görülmektedir. Günümüzde Etimesgut ilçesi Bağlıca gibi gelişim alanlarıyla alt orta gelir grubundan üst gelir grubuna kadar pek çok toplum kesiminin müstakil ev ve site yaşamıyla buluştuğu bir ilçe konumundadır.

İlçenin hızlı gelişimi sonrasında bazı temel sorunlarla karşılaştığı görülmektedir. Bunlardan birincisi ilçenin güçlü merkez ve iş alanı gelişiminin zayıf kalmasıdır. Genellikle Etimesgut’ta yaşayan eğitimli ve gelir durumu iyi çalışanlar İstanbul ve Eskişehir Yolunu kullanarak kentin çeşitli çalışma alanlarında hayatlarını kazanmaktadırlar. Bu sebeple Etimesgut’un geleneksel merkezinin yeterince gelişmediği, ilçenin merkez işlevlerini AVM’lerin ve belediyenin inşa ettiği çeşitli tesislerin sağladığı görülmektedir. Ancak, bunun dışındaki ağırlıklı olarak site yaşamı şeklinde görünür hale gelen kentsel yaşamın mekânsal olarak kopuk ve parçalı bir yapı oluşturduğu, önemli ulaşım sorunları yaşadığı bilinmektedir. Bu sorunların çözülmesi için ilçenin Ankara’nın gelişim aksındaki kentsel gelişim sürecinin planlı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.

İlçenin kentsel gelişimdeki bu parçalı ve kopuk yapısı, Etimesgut’un kentsel gelişiminde yapısal ulaşım ve altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Zıhlı Birliklerin taşınması sonrasında ortaya çıkan arazinin ilçenin bu ihtiyaçlarının giderilmesi için kullanılması bir fırsat olarak görülebilir. Ancak bu fırsat iyi değerlendirilmezse, otomobil odaklı ulaşım sisteminin giderek daha sorunlu hale getirdiği ana yollardan erişimi güçlenen ilçede gelişim sürecinin ileriki yıllarda kesintiye uğrayabileceği söylenebilir. Bir taraftan Çayyolu ve Yaşamkent gibi yüksek gelirli yaşam alanlarına alternatif bir orta sınıf yaşam alanı olarak tanımlanabilecek olan Etimesgut’un yaşanabilirlik paydasında farklı orta sınıf kesimlerini buluşturabilmesi zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır. Siyasi açıdan, Etimesgut ilçesinin geleceğinin daha yaşanabilir kılınması için yapılacak yapısal ulaşım ve altyapı projelerinin, göreli olarak daha az maliyetli ve prestijli gelişim alanlarının oluşumunu destekleyebileceği söylenebilir. Bu tür bir yaklaşım aynı zamanda Etimesgut’ta yaşayanların ortak bir kimlik ve vizyon etrafında bir araya gelmelerini de sağlayabilir.

I. Bölüm: Çankaya, Keçiören, Yenimahalle:  9 Kasım

III. Bölüm: Sincan, Gölbaşı, Pursaklar, Elmadağ: 23 Kasım.


Kapak Görseli: Borya (Düzenlenmiştir)

Bir Sosyal Sorumluluk Uyarısı

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here