Ülkemizde 377 AVM, toplamda 11 milyon metrekare üzerinde konumlanmış durumda. Başkent Ankara’nın da bir açıdan AVM şehri olduğu su götürmez bir gerçek. 5 milyonluk şehirde 33 tane AVM, gökyüzünü göstermeden sizi içerisine hapsederek hizmet veriyor. Merkez ilçelerde semt başına neredeyse 1 AVM düşüyorken, bazı semtlerde yan yana veya birbirine çok yakın mesafelerde de konumlanabiliyorlar.

AVM’lerden kaçmak için de, buralara gitmek için de çok fazla sebep var. Ancak kötülemeden önce bu mekanların birçok kimse için ekmek teknesi olduğunu da unutmamak gerekiyor. Leyla Bektaş’ın Bianet için hazırladığı AVM Çalışanının Bir Haftası yazı dizisinde vurguladığı gibi bir AVM’de çoğu asgari ücretle olmak üzere 1000’e yakın işçi çalışıyor. Bu işçilerin yarısı tüm gün boyunca güneş ışığından faydalanamıyor, yapay hava soluyor ve daimi bir uğultuya maruz kalıyorlar. İstanbul’daki işçileri baz alarak gözlem ve tecrübelerini yazan Bektaş, düşüncesiz ve bencil müşterilerle uğraşmaktan tutun gerçekçi olmayan satış hedeflerine kadar saymakla tükenmeyecek birçok soruna değiniyor. Hal böyleyken AVM’leri temelsizce eleştirmek burada çalışmak zorunda olan binlerce insanı olmayacak şekilde görmezden gelmeyi gerektiriyor.

Fotoğraf aynı yazı dizisinden alınmıştır.

AVM’lerden kaçmak için tüketim çılgınlığını bahane edip alışveriş yapmadan sadece 1 ay dayanabilen x yetişkinine edecek bir laf yok. Ancak bugün ‘AVM çocukları‘ diye bir kavram oluşmuşsa, bunda ‘kolaya kaçan ebeveyn‘lerin (KKE diyelim) payı büyük. Tüm ihtiyaçlarımızı hiç dışarı çıkmadan giderebildiğimiz bu mekanlar çoğu KKE için çocuklarını oyalamanın en faydalı adresi. Özellikle kış mevsiminde daha fazla tercih edilen AVM’ler kendi iradeleri dışında buralara alıştırılan çocukları ne derece etkiliyor sorusu ise çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Çocuklara Olumsuz Etkisi

Bu etkilerden çok kısa bahsetmek gerekirse, henüz koşup oynama çağında olan çocukların toprak ve doğa ile temas etmek yerine AVM’de ellerine tablet sıkıştırılarak hareketsiz bırakılması gelişimlerini de etkiliyor. Bilimsel araştırmalara göre bir çocuğun büyümesi için gerekli olan doku ve eklem teması düşüp kalkması halinde meydana geliyor. Bu da zemini mermer AVM’lerde, peşinde pimpirikle dolaşan KKE veya bakıcı ile pek mümkün olmuyor. Öte yandan AVM’lerin çocuklar üzerindeki bir diğer etkisi de alışveriş bağımlılığına  (onyomani) zemin hazırlıyor olması.

Öte yandan ise şehir, çocuklar için ne kadar uygun bir yaşam alanı tartışmaya açık bir başka konu olarak karşımıza çıkıyor. Metin Solmaz’ın Jimi Hendrix’ten ödünç alarak kullandığı  “salamura gibi üst üste yığılarak yaşamak” haline ben de takıldım. Solmaz’ın vurguladığı irrasyonel uyaran bolluğu her ne kadar göz korkutsa da kafamızı kaldırdığımızda gördüğümüz mavi gökyüzü bizi dışarıda olmaya ikna eden kuvvetli bir sebep. Zira şehir, hayal gücü sınırsız çocuklar için müthiş bir oyun alanı. Bu sebeple çocukları AVM yerine götürebileceğimiz yerler listesi kafamızın içerisinde belirsizce döneceğine, yazıya döküp somutlaştırmak bir nebze olsun mantıklı geldi. Liste ile sınırlı kalmayıp, üzerinden yeni alternatifler üretmesi ise okuyucuya kalsın.

Tiyatro Hem Öğretir Hem Kazandırır

Sahne/oyun bolluğu ve tiyatro izleyicisi ile övünen Ankara’da çocuk tiyatrolarına da yeterince yer bırakılıyor. Çocuklar için tiyatro oyunu izlemek de, drama eğitimi almak da yaratıcılığını olumlu yönden etkileyen durumlardan. Ankara Devlet Tiyatroları kapsamında sahnelenen çocuk oyunlarının yanında özel çocuk tiyatroları da sürekli programlarını güncellemekte ve oyun sayısını yukarıda tutmakta.

Tiyatro Tempo, 1985’ten bu yana Ankara’da faaliyette. Hem modern tiyatro hem de kukla ve meddahlık ile geleneksel tiyatroya hayat veriyor. Tiyatro Tempo’nun kurucusu Haluk Yüce şimdiye kadar birçok ülkede oyunlar sergiledi, TRT için kukla içeren çocuk programları geliştirdi ve bugün hala kendi kurduğu tiyatroda oyunlara, atölyelere ve eğitimlere devam ediyor. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Müzeler Artık Interaktif

Müzeler konusu itibariyle çeşit çeşit, dolayısıyla bir çocuğun her müzede dikkat süresi değişiklik gösteriyor. Çocukların neye ne zaman ilgi göstereceği değişkenlik gösteren bir durum olduğundan, müzelerin interaktif etkinlikler düzenlemeye başlamış olmaları çocukları müzelere çekmek açısından oldukça değerli. Rahmi Koç Müzesi, örneğin, sikke basma etkinliği ile bilinirken geçtiğimiz günlerde Erimtan Müzesi’nde de benzer bir etkinlik gerçekleştirildi. Veya başka bir örnek olarak, Pul Müzesi’nde yer alan çocuk kulübünde çocuklar için özel pul koleksiyonları, filatelinin tanıtımı, mektup yazımı, yap-boz oyunları, boyama oyunları, pul tanıtımı gibi aktiviteler bulunuyor.

Akın Gökyay’ın 109 ülkeden topladığı 617 satranç takımı ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdiği ve bu takımları sergilediği Satranç Müzesi‘nin etkinlik takvimi de hiç boş kalmıyor. Satranç turnuvaları, film gösterimleri, söyleşiler gibi birçok etkinlik düzenleniyor.

Beypazarı’ndaki Yaşayan Müze uygulamalı bir kültür müzesi. Türk kültürünün somut ve somut olmayan kültürel mirasını korumak ve yorumlamak amacıyla 2007 yılında kurulan Yaşayan Müze’nin merkezinde kültürü bütünsel bir bakışla sergileme ve aktarma düşüncesi yer alıyor. Müzede masallardan atölyelere, kış hazırlığından gölge oyununa geleneksel pratikler uygulamalı şekilde gösteriliyor.

Müzeler şehri Ankara’da gidebileceğiniz ve ilgi çekici çok fazla müze var. Etkinliklerini Lavarla etkinlik takviminden kontrol edebilirsiniz.

Eğlenceli Bilim Merkezleri

İlkokulu Ankara’da okuyup da, okulunda Altınpark’taki Feza Gürsey Bilim Merkezi‘ne gezi düzenlenmemiş insan sayısı azdır. Benim de burada deneyimlediğim uzaylı, elektrikli deneyler oldu ve hala hepsi aklımda ilk günkü gibi taze. Benzer bir başka bilim merkezi Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi. “Fen, teknoloji, matematik ve mühendislik uygulamalarına olanak sağlayan merkez, eğlenirken öğrenme metodunu hayata geçiriyor. Uygulamalı bilim-kimya atölyesi ve robot atölyesi gibi seçenekler sunuyor.”

Benzer şekilde, Ankara Üniversitesi Rasathanesi de sık sık halka açık etkinlikler düzenliyor. Bu etkinlikler genelde gökyüzü gözlemi ve ilgi çekici sunumlar şeklinde gerçekleşiyor. Havaların da erken karardığı sonbahar günlerinde çocuklarınızı bu etkinliklere götürebilirsiniz. En yakın etkinlik 28 Ekim tarihinde, detaylar takvimde.

Sinemaysa Şehirde Var

Park yeri, mevsim veya yukarıda bahsedilen bazı sebeplerden ötürü AVM sinemaları çok cazip gelebiliyor KKE için; ancak AVM sinemasına gitmemek için ikna edici bir sebep mevcut. Ayakta kalmaya çalışan bağımsız sinemalara destek olabilir, çocuklarınızı Büyülü Fener, Kızılırmak ve Metropol sinemalarına götürebilirsiniz. Bağımsız sinemalar ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız.

Özetle, her şeyin tüketildiği bir mekanda yok olan çocuğu kendi üretimini mümkün kılabileceğini öğrendiği mekanlara götürmek ve ona sadece oyunun mümkün kılındığı yerlerden uzaklaştırmak ona yapılacak en büyük iyiliklerden birisi. Montessori’nin de önerdiği gibi, “Çocuğun yaşamında oyun, ancak daha iyi bir uğraş bulamadığı zaman seçtiği devede kulak bir şey.”

Bu bağlamda yukarıda kısaca bahsedilen Ankara temelli önerilerin dışında doğada vakit geçirmek, atölyelere katılmak, müzik ve spor ile ilgilenmek, parka gitmek gibi yaygın ve ortak aktivitelerden bahsetmeye gerek yok. Evde olmanın verdiği huzuru öğretmek veya yapay mekanlar yerine şehrin sokaklarına aşina kılmak da benim bahsedeceklerim arasında değil. Bunların hepsi KKE’nin keşfedecekleri arasında.

Bitirirken yine Metin Solmaz’dan alıntılayalım “Kentte kimsenin pek bir şeye vakti olmadığı için çocuk ayak altından kalkması gereken bir baş belasıdır. Aşkla sevilir ama pek tahammül edilmez.” Vakit, istenildiğinde yaratılan bir şeydir ve kent, yeterince yaratıcı olan çocuklar için zaten inanılmaz eğlenceli bir oyun alanı. Bırakın düşe kalka keşfetsinler.


Kaynaklar:

Kent hayatında çocuk büyütmek, Birikim, Metin Solmaz
AVM Çalışanının Bir Haftası, Bianet, Leyla Bektaş
AVM Çocukları, Hürriyet, Serap Duygulu

*Metinde geçen altı çizili mekan isimlerine tıklayarak daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here