Paylaşım ekonomisi bireylerin üreticiden yeni bir mal almak yerine, var olanı paylaşmaları prensibine dayanıyor. Kullanılmayan eşyaların, artan yiyeceklerin, taşınırken geride bırakılanların çöpe değil ihtiyacı olanlara gitmesi şeklinde yaşanıyor. Ve bu durum Berlin’de sık sık karşımıza çıkıyor. Üçüncü Yaka da bu ekonominin bir parçası artık.

Başkasının eski eşyasını kullanmak, Türkiye’de pek alışkın olmadığımız bir kültür. Nedense ülkemizde bu durum hor görülür. Bir eşya alışverişinde herkes “veren” tarafta olmayı seçer, eşya transferi bir vakıf ya da bir kurum aracılığı ile yapılır. Bir deprem ya da bağış kampanyası olmadıkça bu pek yapılmaz.

Bu yüzden böyle bir kültürü Berlin’de görmek beni de ilk başta şaşırtmıştı.

Pazar Yürüyüşü Ganimetleri

Üçüncü Yaka
Sessiz Gün!

Pazar günleri, Almanya genelinde “Ruhetag” yani “Sessiz Gün” olarak değerlendiriliyor. Bu sessiz günde tüm işyerleri kapalı. Süpermarketler, dükkanlar, kütüphaneler, kuaförler… Kafe ve barlar ile Spätiler (tekel bayiilerin Almanca karşılığı) hariç her yer. Bu sessiz ve güzel günler, mahallede küçük bir yürüyüş yapmak için ideal.

Montların fermuarları yukarı kadar çekilmiş, bereler kulaklara dek indirilmiş. Güneşin yüzünü gün boyu sadece 10 dakika boyunca gösterdiği, geri kalan zamandaysa gökyüzünün bembeyaz bulutlarla kaplandığı bir pazar gününde yürüyorum. Bir apartmanın önünde bir karton kutu, içinde birtakım eşyalar. Kutunun kapağına “zu verschenken” yazılmış, bir de kalp kondurulmuş. Yaklaşıp baktığımda, içinde kitaplar, biblolar, hatta ufak tefek kıyafetler, aksesuarlar görüyorum. O zaman Almancam (ve açıkçası görgüm-bilgim) bunu anlamaya yetmiyor. Sonradan öğreniyorum ki bu eşyalar verilikmiş! İsteyen kutuyu kurcalıyor, ilgisini çekenleri alıyor, kalanını bırakıyor. Bu pazar günü mahalle turlarında eve sayısız kitap, bir kedi biblosu, plastik kaplar ve tekerlekli bir raf ünitesi ile dönmüşlüğüm var!

Üçüncü Yaka
Verilik

Eşyanı Serbest Bırak!

İşini şansa bırakmak istemeyenler Facebook’ta örgütleniyor. Berlin’de Facebook gruplarını sıkça ve pek çok farklı amaçla kullanılıyor. Bunlardan bir tanesi de, eşya paylaşımı. Free Your Stuff Berlin isimli grup ve türevleri, evdeki fazla eşyalarını bir başkasına vermek isteyenler için ideal platform.

Bu grupta eşyalarını vermek isteyenler kadar eşya arayanlar da paylaşım yapıyor. Çocuğu büyümüş ebeveynler bebek sandalyesi paylaşırken, Almanca kursunu bitirmiş öğrenciler kitaplarını koyuyor. Sürekli ve sürekli yatak arayan birileri var, kimi zamansa masif ahşap nadide mobilyalar paylaşılabiliyor.

Üçüncü Yaka
Kaynak: Free Your Stuff Berlin Facebook Grubu

Bu gruptan eşya alabilmek için biraz şans ya da bolca boş vakit gerek. O paylaşımın yapıldığı anda ilanı veren kişiye yazmalısınız, çünkü talep çok. Bir vericiye herkesten önce ulaştıysanız; ne zaman gelebileceğinizi, adresi ve zilde yazan ismi öğrenmeniz gerekiyor. Bir paspas ve bir halı, bir çamaşır sepeti ve bir ahşap kutu bu gruptan payıma düşenler arasında! Üstelik ben de bu eşyaları taşınırken veya artık ihtiyacım kalmadığında başkalarına verdim ve daha da vereceğim. Bu şekilde sanki Berlin’de kimse alışveriş yapmıyor, sürekli aynı eşya grubu bir evden ötekine dönüp duruyor!

Bit Pazarına Nur Yağarsa

Bir pazar günü… Malum, sessiz gün, her yer kapalı. Ancak ikinci el butiklerinden bir tanesi, indirimli satış yapmaya karar vermiş. Satış saat 12.00’de başlayacak. Bir arkadaşımla 14.00’te butiğin önünde buluşmaya karar veriyoruz. Butiğin sokağına ulaştığımda neredeyse metro istasyonuna kadar uzanan sırayı görüyorum. Bu kadar insan, indirim gününe gelmiş olamaz! Ancak gerçek bu… Kısa bir bekleyişin ardından içeriye giriyoruz. Tek bir çöp dahi kalmamış! İndirim günü başarılı, biz şaşkın, olaysız dağılıyoruz.

Üçüncü Yaka

Berlin’de verilik kültürü kadar yaygın olan bir başka alışveriş metodu ise ikinci el… İkinci el mobilya, kıyafet, ayakkabı, kitap… aklınıza ne gelirse! İkinci el ürünler böyle özel butiklerde ya da Flohmarkt yani bit pazarlarında satılıyor. Her mahallenin her semtin belirli günlerde kurulan ikinci el pazarları var. Gerçekten bu pazarlara nur yağmış, insanlar akın akın gidiyor. Müthiş güzel kıyafetler satıldığını da müdavim arkadaşlarımdan görüyorum. Yine biraz erken gitmek ve özellikle kış aylarında soğuğa karşı önlem almak önemli.

Tüketim Kültürüne Başkaldırı (ya da Hipster Olma Çabası?)

Berlin’deki ikinci el kültürü nasıl değerlendirilmeli? İki ihtimal geliyor aklıma…

İlki, tüketim kültürüne karşı bir başkaldırı niteliğinde olması… Biz aldıkça bu çark dönüyor. Tüketim çılgınlığı insan emeği, çevre ve ekonomik düzenin sürdürülebilir olmasını engelliyor. İkinci el eşya kullanmak, bu durumu beslememek anlamına geliyor. Belki dünyayı kurtarmaz ama vicdanı rahatlatır.

Bir yanı ile ikinci el kültürü bir başkaldırı. Bir yandan da içinde orijinal olma çabası var. Kendini ifade edebilmek, ana akımdan farklı olmak, kimliğini bulmak gibi amaçlarla insanlar ikinci el ürünler kullanabiliyor. Sonuçta Berlin’de ya da Ankara’da herkesin aynı şeyi giydiği, aynı kanepeye oturduğu, aynı müziği dinlediği dünyamızda; bu çabayı anlamak gerek.

Ben mi? Ben daha çok ikinci el kültürünün ucuzluğunu seviyorum!


“Üçüncü Yaka nedir?” sorusunun yanıtını öğrenmek ve serinin ilk bölümünü okumak için bu bağlantıya tıklayabilir, Üçüncü Yaka insanının beyaz peynir özlemini serinin bir önceki yazısında bulabilirsiniz.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here